AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu açılışında AB Komiseri J.Hahn'ın yaptığı konuşma

AB-Türkiye: Yeni fırsatlara uzanan önemli mihenk taşları

11 Kasım 2014

Johannes Hahn,

Avrupa Komisyonu’nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden sorumlu Üyesi

Brüksel, AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu, Avrupa Parlamentosu

(Okunan metin geçerlidir)

Sayın Başkanlar, Bakan Bozkır, Saygıdeğer üyeler,

Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrasında oluşan bu yeni kurula yeni Komisyon’un göreve başlamasından birkaç gün sonra hitap ediyor olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Bu fırsattan faydalanarak, izin verirseniz, Avrupa Parlamentosu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yeni seçilen eş başkanları kutlamak istiyorum. Kendilerinin, komisyonun çalışmalarına ve Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki karşılıklı anlayışın geliştirilmesine yapıcı katkılarda bulunacaklarına olan inancım tamdır.

Türkiye’nin Avrupa perspektifi hakkında hiçbir kuşku olmamalıdır. Daha kat edilmesi gereken uzun bir yol olmasına karşın, bu hedef değişmemektedir.

Önümüzdeki beş yıllık süreyi olabildiğince iyi hazırlanmak için kullanmalıyız. Bu itibarla, hem ortağımız olarak Türkiye’nin, hem de genel anlamıyla Avrupa Birliği’nin menfaatine hizmet edecek somut neticeler elde edilmesine odaklanacağım.

İzin verirseniz bu hedefe nasıl ulaşmayı amaçladığımıza dair birkaç söz söylemek ve sizlerle, AB-Türkiye ilişkileri hakkındaki görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Kilit bir stratejik ortak

2014 İlerleme Raporu ve Genişleme Stratejisi, Türkiye’nin Avrupa Birliği için kilit, stratejik bir ortak olduğunu ve katılım müzakerelerinin de, AB-Türkiye ilişkilerinin sahip olduğu potansiyelin tam olarak kullanılmasına yönelik çerçeveyi oluşturduğunu teyit etmektedir.

Rapor, Aralık 2013 demokratikleşme paketinin uygulanmasına yönelik yasalar ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlallerinin engellenmesine dair Eylem Planı’nın kabulü başta olmak üzere; geçen bir yıllık süre içinde Türkiye tarafından atılan olumlu adımları takdir etmektedir. Bunun yanında Anayasa Mahkemesi de temel hakların korunmasını güçlendiren bazı önemli karar almıştır. Rapor ayrıca, Türkiye’nin Kürt meselesinin barışçıl bir çözüme kavuşturulması [yönündeki çabaları] desteklemek üzere cesur adımlar attığını da kabul etmektedir.

Endişe yaratan konular

Aynı zamanda Rapor, endişe arz eden alanları da tespit etmektedir.

Hükümetin Aralık 2013 yolsuzluk iddialarına verdiği karşılık, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile güçler ayrılığı konusunda ciddi endişelere yol açmıştır. Sosyal medyaya yönelik şemsiye yasaklar da dâhil olmak üzere, ifade ve toplanma özgürlüğüne yönelik takınılan kısıtlayıcı tavır bizleri üzdü. Rapor bu kararlardan bazılarının Anayasa Mahkemesi tarafından bozulmasını memnuniyetle karşılarken, bizler de Türk demokrasisi açısından arasında temel konuların da yer aldığı bazı sahalarda kanun ve kararların acele ile ve paydaşlarla yeterince istişare edilmeksizin kabul edilmesi yönündeki eğilimi bir kez daha kayda geçirmekteyiz.

Hukukun üstünlüğü ve temel özgürlükler sahasındaki reformları ileri götürme zamanı gelmiştir

Tüm bunlar, hukukun üstünlüğü ve temel özgürlükler alanında yapılacak reformların Avrupa standartlarını izlemesini sağlamak üzere, hem ülke içinde hem de AB ile etkin bir diyaloga duyulan gereksinimi vurgulamaktadır.

Bu gelişmeler ışığında Komisyon, Yargı ve Temel Haklar başlıklı 23. Fasıl ve Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24. Fasıl ile ilgili açılış ölçütünü tanımlaması için Konsey’e yaptığı çağrıyı yineler. Müzakerelerin bu iki fasılda mümkün olan en kısa zamanda başlamasının, hem Türkiye’nin hem de AB’nin menfaatine olacağı görüşündedir.

Hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanındaki reformları teşvik etmek ve desteklemek üzere tutarlı davranarak, pratikte iyileşme sağlayacak elimizdeki en etkin ve yapıcı aracı –bir başka deyişle, söz konusu iki faslın açılış kriterlerini– kullanmalıyız. Bu şekilde, Türkiye’ye reformlar konusunda 28 Üye Devletin tamamının mutabık kaldığı bir yol haritası sunmuş oluruz. Sonuçta, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanında artan işbirliği gelecekteki ilişkilerimizin omurgasını oluşturmaya devam etmektedir.

Bu yıl yargı, ceza adalet sistemi ve ifade özgürlüğü alanlarında üç istişari heyet ziyareti gerçekleştirdik. Heyet raporlarında yapılan tavsiyeler bu işbirliği için önemli bir temel oluşturmaktadır. Siyaset belirleme ve yasama süreçlerinin her aşamasında diyaloğumuzu derinleştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda, mevcut mevzuatın değerlendirilmesi noktasında da yakın işbirliği içerisinde çalışmamız gerekmektedir. Aday ülke olarak Türkiye, Avrupa standartlarına ve en iyi uygulamalarına tamamen aşina olmalıdır.

Yeni fırsatlara uzanan mihenk taşları

AB-Türkiye ilişkilerinde yeni fırsatlar yaratan mihenk taşları İlerleme raporunda memnuniyetle karşılanıştır. Geri Kabul Anlaşması 1 Ekim tarihinde yürürlüğe girmiştir. Vize serbestisi diyaloğu başlatılmış olup, müteaddit değerlendirme ziyaretlerine dayanan birinci vize raporu 20 Ekim tarihinde yayınlanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye her iki tarafa da somut kazanımlar sağlayacak olan vize yol haritasının gerekliliklerini yerine getirmek için çaba sarf edecektir.

Dolayısıyla, bu Meclisin oturumlarından birisini bu son derece mühim konuya adaması doğru zamanda alınmış olan bir karardır.

Türkiye ile dış politika ve güvenlik/Kıbrıs konusunda diyaloğumuzu derinleştirme ihtiyacı

Komisyon ayrıca Türkiye ile dış politika ve güvenlik alanında diyaloğun derinleştirilmesi çağrısında bulunmaktadır. Bu konuda duyulan ihtiyaç son aylarda büyük ölçüde aciliyet kazanmıştır. Türkiye’nin bölgesel düzeyde oynadığı önemli rolün bilincindeyiz ve yarın Ankara’da gerçekleştirilecek olan siyasi diyaloğu memnuniyetle karşılıyoruz. AB, Türkiye’nin dış politikasını AB ile eşgüdüm içerisinde ve onu tamamlayıcı şekilde geliştirmesini ve [dış politikasını] aşamalı olarak AB politikaları ve pozisyonları ile uyumlulaştırmasını teşvik etmeye devam etmektedir. Bu bağlamda Kıbrıs meselesine ilişkin net mesajlar vermek önemlidir. Yarınki oturumda bu konu üzerinde daha ayrıntılı şekilde duracağım. Vereceğim temel mesajlar şunlar olacak; Türkiye’nin, Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesindeki egemenlik haklarına saygı göstermesini; itidalli hareket etmesini ve daha fazla gerginliğe sebebiyet verecek açıklama ya da adımlardan kaçınmasını bekliyoruz. Aynı zamanda tüm tarafların gerginliği yatıştırması ve yapıcı adımlar atması da son derece önemlidir. BM temsilcisi Espen Barth Eide’in Kıbrıs’taki toplumların çözüme yönelik görüşmeleri yeniden başlatmalarını sağlama çabalarının kararlılıkla arkasında duruyoruz.

İlgili tüm paydaşları Kıbrıs’ta tüm tarafların menfaatine olacak şekilde çözüme varılmasına imkan verecek bir ortama katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Suriye ve Iraklı sığınmacılar konusunda işbirliği arttırılmalı

Suriye ve Iraklı mülteciler konusunda da işbirliğimizi arttırmamız önemlidir. Türkiye’nin topraklarında ağırladığı 1.5 milyonu aşkın mülteci için bugüne dek gösterdiği muazzam çabaları takdirle karşılıyoruz. Komisyon bir ek mali yardım paketi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Ticaret ve ekonomi diyaloğunun önemi

Türkiye’nin dinamik ekonomisinin Avrupa kıtasının refahına önemli katkıda bulunduğunu ve Türkiye’nin de AB ile yakın ekonomik işbirliğinden önemli ölçüde yararlandığını hatırlatmak isterim. AB, Türkiye’nin en önemli ticaret ortağıdır; ticaretinin %38’den fazlasını AB ile gerçekleştirmekte, ikinci sıradaki Rusya ile ticaret oranı ise sadece %8 düzeyindedir (üçüncü sırada Çin %7 ve dördüncü sırada %5’in altında kalan rakamlarla ABD yer alır). AB ülkelerinden Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımlar %52 düzeyindedir. Türkiye yalnızca önemli bir ticaret ortağı olmakla kalmamakta, aynı zamanda Gümrük Birliği vasıtasıyla AB’nin rekabet gücüne de katkıda bulunmaktadır.

Bu yılın başında yayınlanan Dünya Bankası araştırmasında ortaya konulduğu üzere Gümrük Birliği’nin modernizasyonu karşılıklı ticaret ilişkilerimizin tam potansiyelini ortaya çıkarabilir.

Bu münasebetle, enerji güvenliği ve ulaştırma gibi her iki taraf için de stratejik önem taşıyan sektörlerde ekonomik diyalog ve işbirliğimizi geliştirmemiz önemlidir. Yeni görevimde karşılıklı menfaatlerimiz bakımından somut sonuçlar alabilmek amacıyla bu alanları daha yakından takip edeceğim.

Türkiye’nin AB Stratejisine dair memnuniyet

Bu çeşitli fırsat ve güçlükler dikkate alındığında Türkiye’nin AB sürecine olan bağlılığını güçlü bir şekilde tazelemiş olması cesaret vericidir. Kısa süre önce Bakan Bozkır’ın girişimiyle Türkiye’nin kabul ettiği "AB stratejisi", Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve AB müktesebatının siyasi reformlar için referans olacağını teyit etmektedir. Katılım süreci AB’ye ilişkin reformlar alanında önemli bir itici güçtür. Bu bağlamda, Türkiye’nin "AB Stratejisi"nde yer alan ve 2015 ve 2019 yıllarını kapsayan detaylı adımları ve takvimlerini içeren iki Eylem Planını memnuniyetle karşılıyoruz. AB’yi ilgilendiren konulara etki edebilecek tüm hükümet tekliflerinde AB Bakanlığı’nın görüşünün alınacağını görmek cesaret vericidir. AB’nin yeniden reformların itici gücü olarak vurgulanmasını şüphesiz memnuniyetle karşılıyorum.

Her düzeyde işbirliğini geliştirme potansiyeli

Önceki Komisyon’un girişimiyle başlatılan pozitif gündem aracılığıyla son birkaç yılda ilişkilerimizin birçok alanda sürmesi sağlanmıştır.

Bugünkü toplantımızla eş zamanlı olarak Genişlemeden sorumlu Genel Müdür Christian Danielsson da Ankara’da resmi makamlar, siyasi liderler ve sivil toplum kuruluşlarıyla temaslarda bulunmaktadır. Çok yönlü ve artan diyaloğumuzun işbirliğimizi daha da ileriye taşınma potansiyelinin yüksek olduğuna yürekten inanıyorum.

Türkiye’nin, ülkeyi Avrupa Birliği’ne daha yakınlaştırmayı amaçlayan reformları sürdürme yönünde yinelemiş olduğu kararlılığının devam etmesini tüm samimiyetimle diliyorum.

Komisyon bu çabalarında Türkiye’ye yardımcı olmaya ve yakın işbirliğimizi en üst düzeyde tutmaya hazırdır, bundan şüpheniz olmasın.

Teşekkür ederim.

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın