KKTC Başbakanı Yorgancıoğlu, Kıbrıs müzakerelerini değerlendirdi

KKTC Başbakanı Yorgancıoğlu, Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin bilgi birikimi, deneyimi, yaptığı görüşmeler ve kurduğu ilişki ağlarının bu süreçte yarara dönüştürülmesi ve faydalanılması gerektiğini belirterek, “Ama görebildiğim kadarıyla bu konuda da Sayın Cumhurbaşkanı isteksizdir” dedi

Cumhuriyetçi Türk Partisi – Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, 50 yılı dolduran Kıbrıs sorununun çözümü için önlerinde bir fırsat bulunduğunu; bunu iyi değerlendirmek gerektiğini söyledi.

Müzakereleri sürdüren iki toplumun liderlerine “ellerini çabuk tutmaları” çağrısı yapan Başbakan Yorgancıoğlu, halkların da, liderlerini daha çok motive etmek adına daha hareketli olmasını istedi.

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Kıbrıs’ta varılacak bir çözümün iki tarafı da “mükemmel şekilde” mutlu etmesinin mümkün olmadığını, bazı sıkıntılar yaşanabileceğini kaydederek, müzakere masasında yapılacak görüşmelerle bu sıkıntıların minimum düzeye indirilebileceğini ifade etti.

Türk Ajansı Kıbrıs’ın (TAK) Kıbrıs müzakereleriyle ilgili sorularını yanıtlayan CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, 11 Şubat 2014’te çok uzun bir görüşme trafiğinden sonra bir ortak metin yayımlandığını hatırlattı ve “Ortak metnin, yeni dönem görüşmelerin çerçevesini oluşturması gerekir diye düşünüyoruz. Bu ortak metinde iki liderin imzası vardır” dedi.

“Ortak metnin, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Güney Kıbrıs eski Başkanı Dimitris Hristofyas’ın BM gözetimindeki 77 sayfalık mutabakatının sonucu olduğunun görüldüğünü” belirten Başbakan Yorgancıoğlu, önümüzdeki sürecin bu esaslara bağlı olması gerektiğini söyledi.

“ÖNÜMÜZDE BİR FIRSAT VAR, İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ”

Yorgancıoğlu şöyle konuştu:

“Önümüzde, Kıbrıs sorununu çözme adına bir fırsat var ve bunun iyi değerlendirilmesi gerekir. Görüşmelerin sıklığının artırılması gerekir. Bu konuda Kıbrıs Rum tarafının tavrının çok doğru bir tavır olmadığına inanıyorum. Bu nedenle liderlerin ayda birden, görüşmecilerin de haftada birden daha fazla biraraya gelerek bu çerçevedeki resmi biraz daha netleştirmeleri şarttır. Uyuşmazlık olan konuları biraz daha derleyip toparlamaları gerekir.

Eğer bu fırsat yeterince iyi değerlendirilmezse biliyoruz ki her zaman görüşmelerin ertelenmesi veyahut olumsuz sonuçlanması için çalışanlar vardır. Bunlara da fırsat vermemek gerekir. Gerek kuzeyde, gerekse güneyde bu konuda faaliyet yürüten çevreler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu bakımdan da liderlerin ellerini çabuk tutmaları gerektiğine inanıyorum.”

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, “kendini federal çözümün öncü savunucusu olarak gören CTP-BG’nin, hükümetin büyük ortağı olmasının müzakere sürecine etkisinin ne olduğu ve durumdan memnun olup olmadıkları” sorusuna, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın hükümeti sürece dahil etmedeki arzusunun yeterli olduğunu düşünmüyorum” karşılığını verdi.

Bu konuyu birçok kez görüştüklerini ve hem hükümetin iki kanadının, hem Dışişleri Bakanlığı’nın liderlerin görüşmeleri öncesinde buluşup değerlendirme yapması önerisi ilettiklerini anlatan Başbakan Yorgancıoğlu, önerilerinin hayat bulmadığını söyledi.

“Bu bakımdan da bir olumsuzluk olduğunu ifade edebilirim. Tabii ki görüşmeci ve yetkili olan Sayın Cumhurbaşkanı’dır. Buna itirazı olan yoktur ama hükümet olarak bizlerin de bu sürece katkı yapma arzumuzu geri çevirmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Sonuç olarak bu ülke hepimizindir ve varılacak çözümüm hangi çerçevede olacağı da bellidir” diyen Başbakan, yapacakları katkının Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Güney Kıbrıs Başkanı Nikos Anastasiadis’in imzaladığı metnin dışında olmayacağını; Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını geri götürecek bir anlayışları da olmadığına göre, sürece katılımlarından imtina edilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Yorgancıoğlu, Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin bilgi birikimi, deneyimi, yaptığı görüşmeler ve kurduğu ilişki ağlarının bu süreçte yarara dönüştürülmesi ve faydalanılması gerektiğini belirterek, “Ama görebildiğim kadarıyla bu konuda da Sayın Cumhurbaşkanı isteksizdir. Bunun da düzelmesi gerekir. Bu konu her açıldığında ‘görüşmeler henüz derinlemesine yürütülmüyor, o bakımdan şimdilik buna ihtiyaç yok’ gibi geçiştirici sözler söyleniyor. Bu da doğru değildir. Ama Sayın Cumhurbaşkanı, böyle yapıyor diye bizim sorunun çözümüne katkı yapmaktan geri durmak gibi bir anlayışımız da yoktur” ifadelerini kullandı.

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun katılımcılık anlayışıyla hareket etmesi halinde kendisinin de bundan yarar göreceğini belirterek, görüşme masasına herkesin kendi deneyimini koymasıyla Cumhurbaşkanı’nın dağarcığının zenginleşeceğini ve masaya oturduğunda bunlardan en üst düzeyde yararlanacağını kaydetti.

“BAZI SIKINTILAR YAŞANACAĞI BİLİNEN BİR GERÇEK”

Yorgancıoğlu, müzakerelerdeki al-ver aşaması ve toprak düzenlemesi konularındaki sorular üzerine, “Çözüm istiyorsak varılacak çözümün her iki tarafı da mükemmel mutlu etmesi mümkün değil. Her iki tarafın da bazı sıkıntılar yaşayacağı bilinen bir gerçek” dedi.

Sıkıntıların masada yürütülecek görüşmelerle minimum düzeye indirilebileceğini kaydeden Başbakan, şöyle devam etti:

“Önemli olan, her iki tarafın yaşayacağı bu sıkıntıların minimum düzeyde olmasıdır. Bu nasıl elde edilebilir? Masada yürütülecek görüşmelerle… Ama Türk tarafının verebileceği bir tek şey vardır, o da topraktır. Neresi, hangi koşulda, ne kadar sürede… Bunlar hep masada belirlenecek konulardır. Benim şu anda ‘şurası, burası verilecek’ demem mümkün de değildir, doğru da değildir. Görüşmeci, yetkili kişi ben de değilim bu konuda, – görüşüm olmasına rağmen – ve bunun aslında görüşme sürecinin en sonunda yapılması gerekir. Prensipler, kriterler konuşulabilir ama hangi bölge, nasıl, ne zaman konuları en son ele alınması gerekir.”

DOĞAL ZENGİNLİKLERDEKİ HAKLAR

Adadaki müzakere sürecinde doğalgaz ve hidrokarbonun önemli rolü olduğunun konuşulduğunun hatırlatılarak, olası bir anlaşmada Kıbrıslı Türklerin bu konudaki haklarının nasıl korunması gerektiği sorusunu da yanıtlayan Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Talat-Hristofyas döneminde adanın tüm doğal zenginliklerinin federal hükümetin yetkisinde olacağına dair bir mutabakat bulunduğunu belirtti. Yorgancıoğlu, doğal kaynaklardan ortak devlet bütçesine girecek kalemler olarak iki halk tarafından aynı oranda yararlanılması gerektiğini söyledi.

Yorgancıoğlu, eğer çözümden önce doğal kaynaklar nakit paraya dönüşecekse, bunun bir fonda toplanmasını ve çözümle birlikte hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların yararlanmasını istediklerini belirterek, bunun ayrıca Kıbrıs Rum tarafını çözüme motive eden bir unsur olduğu düşüncesini dile getirdi.

Ancak Kıbrıslı Rumların, “Biz kendi imkanlarımızı kullanalım, Türkler çözümden sonra yararlansın” görüşü taşıdığını, bu çelişkiyi aşmanın en akılcı yolunun doğal kaynaklardan para elde edilene kadar Kıbrıs sorununu çözüp bu tartışmayı ortadan kaldırmak olduğunu söyleyen Yorgancıoğlu, bu konunun müzakere masasında ele alınacak konulardan biri olması gerektiğini de ifade etti.

“REFERANDUMDA KKTC VATANDAŞI OLAN HERKES OY KULLANMALI”

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, referandumda kimlerin oy kullanacağı tartışmalarıyla ilgili soruya ise, “Bu konu bugün niye tartışılsın ki, TC kökenli KKTC vatandaşları 2004’te oy kullanmadı mı? Vatandaş olan herkesin referandumda oy kullanması gerekir” yanıtını verdi.

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Limasol’da uğradığı saldırı ve toplumda yarattığı kaygılar konusundaki soruları da yanıtlayan Başbakan, her toplumda olduğu gibi Kıbrıs Rum toplumunda da aşırı uç görüşlerde insanlar bulunduğunu; bu saldırıyı şiddetle kınadığını, ancak “Kıbrıs sorununu çözmeyelim nasılsa Kıbrıslı Rumlar bizi istemiyor” gibi bir sonuç da üretilemeyeceğini söyledi.

“BİZDE OLSA POLİS MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINIR MIYDI?”

Yorgancıoğlu, Güney Kıbrıs Başkanı Anastasiadis’in, saldırının hemen ardından, yeterli önlemi almadığı gerekçesiyle “polis komutanını” (polis genel müdürünü) görevden aldığını hatırlatarak, “Başka ülkede ve bizde olsa böyle bir sonuç çıkar mıydı? Bundan endişe ediyorum. Bizde böyle bir olay olsaydı, polis komutanı görevden mi alınırdı? Bu bir ölçüdür diye düşünüyorum” dedi.

Limasol’daki gibi olayların halkı yıldırmaması gerektiğini belirten Özkan Yorgancıoğlu, “Ama bu, saldırıyı düzenleyenlerin haklı olduğu anlamına gelmez. Önemli olan Rum yönetiminin bunları bulup yargılamasıdır. Hak ettikleri sonuca varmalarıdır” diye konuştu.

Başbakan Yorgancıoğlu, “KKTC’de de şiddete varılmasa da benzer anlayış taşıyanlar bulunduğunu, bazı milletvekillerinin aslı astarı olmayan haritalar dağıttığını” söyleyerek, bu kişilerin yarın nasıl bir tepki koyacağını şimdiden kestirmenin mümkün olmadığını kaydetti.

AKLISELİM ÇAĞRISI

“Bütün insanları aklıselime davet ediyorum. Sonuçta referandumda evet veya hayır diyecek olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlardır. İki taraftan da çoğunluk evet derse, azınlık düşüncedekilerin de buna saygı göstermesi gerekir” diyen Başbakan Yorgancıoğlu, halk iradesinin de bunu gerektirdiğini vurguladı.

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Kıbrıs sorununun çözümüyle kurulacak ortak devlette yönetim ve güç paylaşımı, cumhurbaşkanı ve yardımcısının veto hakları konularındaki soruyu yanıtlarken, tüm bunların müzakere masasında belirlenecek konular olduğunu, ancak bir denge kurulması gerektiğini kaydetti.

Çapraz oyun belli bir oranda olması koşuluyla dönüşümlü başkanlığın böylesi bir açmazı (veto konusunu) çözebileceğini düşündüğünü ifade eden Yorgancıoğlu, iki toplumun seçeceği başkanların doğal olarak yürütücü yetkisi taşıyacağını; veto hakkının da dönüşümlü başkanlık sayesinde kötüye kullanılamayacağını belirtti.

Yorgancıoğlu, “Çünkü bugün ben veto – şerh koyarsam günü geldiğinde o da bana yapacaktır diye düşünüleceği için daha aklıselim bir yönetim olur diye düşünüyorum” dedi.

“MARAŞ BÜTÜNLÜKLÜ ÇÖZÜMÜN PARÇASI”

Maraş’ın bütünlüklü çözümün parçası olduğunu daha önce de söylediğini, bu görüşü şimdi de tekrarladığını ifade eden Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, farklı düşünenlere saygı duyduğunu, ama “çözüme bu kadar yaklaşıldığı bir dönemde çözümü bütünlüklü kılacak bir sonuca ulaştırmak adına efor sarf etmek gerektiğini” söyledi.

“ZATEN MARAŞ’I BUGÜN AÇALIM DESEK 3-4 YIL GEREKİR”

Yorgancıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zaten bugün Maraş’ı açalım desek bile 3-4 yıl gerekir. Bu kadar bekleneceğine, bütünlüklü çözüm elde edilir ve böylelikle aynı sonuç ortaya çıkar. Şu olabilir mi? Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümünde çok büyük ilerlemeler olur, o zaman Maraş’ın nasıl bir projeyle yeniden yapılandırılması gündem olur, projeler hazırlanır vesaire ama bu yine bütünlüklü çözümü elde ettiğimiz güne kadar hazırlıkların tamamlanması anlamına gelir. Yoksa ayrıca açılması konusu olmaz. O farklı bir olaydır.”

Güven yaratıcı önlemlerle ilgili soruyu da yanıtlayan Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun mayınların temizlenmesi, yeni kapıların açılması gibi konuları gündeme getirdiğini belirterek, güven yaratıcı önerilerin her iki tarafa da güven verecek şeyler olması gerektiğini kaydetti. Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, bunların müzakere masasında görüşülebileceğini ama ağırlıklı olarak Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için efor sarf edilmesi gerektiğini söyledi.

“KAYIPLARIN MİNİMUM OLMASI İÇİN…”

Başbakan Yorgancıoğlu, bulunacak çözümde, her iki tarafın da kazançları ve kayıpları olacağına dikkat çekerek, kayıpların minimum olması için yöneticilerin iyi çalışması gerektiğini vurguladı.

“YÜZDE 29+’NIN GERİSİNE DÜŞMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Toprak konusunda “Rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş zamanında bile yüzde 29+ konuşulduğunu” belirten Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, “Bunun gerisine düşmek bana göre mümkün değildir” dedi.

Anlaşma olur olmaz insanların eşyalarını kamyonlara doldurup yer değiştirmeyeceğini, belli sürelerde evler, yeni yerleşim yerleri inşa edilerek insanların peyderpey yerleştirilebileceğini kaydeden Yorgancıoğlu, tüm bunların iyi hesaplanması gerektiğini söyledi.

Başbakan Yorgancıoğlu, çözümdeki yer değiştirmeler için gerekli kaynak konusunda Annan Planı döneminde “Bağışçılar Konferansı” düzenlendiğinin anımsatılması üzerine ise, bunun çok başarılı olmadığını ancak yeniden denenebileceğini; altyapı için uluslararası finansmanın yararı olacağını belirtti.

ÇÖZÜMÜN EKONOMİYE KATKISI… “YATIRIMCILARIN İSTEĞİ ARTACAK”

Adada iki kesimdeki ekonomik durumun ve sorunların Kıbrıs sorununun çözümüne etkileri konusundaki soru üzerine Yorgancıoğlu, olumsuzlukları fırsata dönüştürmek gerektiğini vurguladı, özetle şu yanıtı verdi:

“Biliyoruz ki dünyanın neresinde olursa olsun, yatırımcılar istikrar ister. Kıbrıs’ta bugünkü konum ve koşullar, yani Kıbrıs sorunundaki çözümsüzlük, istikrarı değil istikrarsızlığı ifade ediyor. Halbuki çözüm ve sonrası adanın bütünü için istikrar demektir ve böyle bir istikrar, adanın bütününe yönelik güven ortamı ve yatırım ikliminin oluşmasını sağlayacak. Federal devlet kurulunca yatırımcıların daha istekli olması kaçınılmaz bir sonuç olacak. Bu da ekonominin gelişmesi, kalkınması, yeni istihdam ve adanın bütününün ekonomisinin bugünkünden çok daha iyi bir noktaya ulaşması demektir. O bakımdan ekonomik durumu fırsata dönüştürmek önemli bir olaydır.”

“HALKLAR LİDERLERİNİ MOTİVE ETMELİ”

Kıbrıs’taki “her iki halkın artık kendi liderlerini çözüme varılması yönünde daha çok motive etmek adına daha hareketli olmaları gerektiğini” belirten Yorgancıoğlu, “Sizce Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu görev süresini doldurmadan bir anlaşmaya imza atar mı?” sorusuna, “Zaten görev süresini doldurunca imza atması mümkün değildir, atacaksa öncesinde atacak…” karşılığını verdi.

CTP-BG Genel Başkanı, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, “Anlaşmaya ne kadar yakınız?” sorusuna karşılık ise, bunun “iki liderin isteğine, inancına, halkların isteğine, AB ve ABD gibi uluslararası aktörlerin oynayacağı role, adadaki doğal zenginliklerin – doğalgazın – rolüne, Türkiye ve Yunanistan’ın isteğine” bağlı olduğunu söyledi; “Uluslararası aktörlerin arzusu, isteği, teşvik edici davranışları vardır, ama sonuçta görüşmeleri yürüten liderlere de bağlıdır” dedi.

(T.A.K/Özgül Gürkut Mutluyakalı)

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın