AB-Türkiye İlişkilerindeki Durum: kazanımlar ve düş kırıklıkları

goruntulenme.php?adress=&aid=20524228&bid=54d09abe935d680ba10b2b1c4ae91214ac6042feb32985f9fa&m=734

Eğer bu mesajı göremiyorsanız lütfen tıklayınız
Lütfen ids@m.avrupa.info.tr adresini güvenilir adresler listesine kaydediniz.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu

Sayın AB Haberleri,
Aşağıda Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu web sitesinde yayınlanan son haberi bulabilirsiniz.
AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU İLETİŞİM PROGRAMI
AB-Türkiye İlişkilerindeki Durum: kazanımlar ve düş kırıklıkları
Štefan Füle

Genişleme ve Avrupa Komşuluk Politikasından sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi

AB-Türkiye İlişkilerindeki Durum: kazanımlar ve düş kırıklıkları

Avrupa Parlamentosu, AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu

Brüksel, 10 Nisan 2014

Sayın Başkanlar, Değerli Üyeler,

Öncelikle, Hélène Flautre’un AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu’na son kez başkanlık yapması hasebiyle, bu komitenin çalışmalarına, dahası, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki karşılıklı anlayışa yapıcı katkılarını takdirle karşıladığımızı belirtmek isterim.

Bugün ben de bu meclise son kez hitap ediyorum. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerine dair düşüncelerimi aktarmak için bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı. Öncelikle beş konuya temas ederek başlamak istiyorum.

2013 yılı sonlarına kadar ilişkilerimizde yeni bir ivme yakaladığımıza tanık oldum. İlk olarak, Bölgesel Politika başlıklı 22. Faslın açılışı ile bir adım attık. Bu Türkiye’nin katılım sürecinde önemli bir adımdı zira üç yılı aşkın bir sürenin ardından nihayet yeni bir fasıl açabildik. Artık, Avrupa Birliği modelinden ilham alarak bölgesel politika ve ilgili unsurlarını oluşturmak üzere bu fırsatı değerlendirmek Türkiye’ye kalmıştır. Bu anlamda IPA (katılım öncesi yardım mekanizması)’nın Türkiye’de uzun yıllardır bölgesel kalkınmayı desteklediğini hatırlatmak isterim.

İkinci olarak, adalet ve içişleri alanında önemli gelişmeler yaşanmıştı. Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği’ne vizesiz seyahatlerine ilişkin net bir perspektif sunulması ile sonuçlanan bir vize serbestisi diyaloğu başlattık. Aynı zamanda, her iki taraf da düzensiz göçle etkin mücadele alanında işbirliğini arttırarak geri kabul anlaşmasını imzaladılar.

Bu önemli gelişmeden en iyi şekilde istifade edebilmek için artık anlaşmanın onaylanarak en kısa süre içerisinde yürürlüğe girmesi son derece önemlidir. Göçmenlerin haklarının korunması bu işbirliğinin tam merkezinde yer almalıdır. Vize serbestisine giden süreçte ilerleme kaydetmenin önemli kriterlerinden birisi budur. IPA bu çabaları desteklemektedir ve desteklemeye devam edecektir.

Üçüncü olarak, geçtiğimiz aylarda ticaret ilişkilerimize de daha yakından baktık. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin ekonomik anlamda belkemiğini oluşturan Gümrük Birliği’ne ilişkin Dünya Bankası tarafından yapılan değerlendirme, bu ilişkinin güçlü ve zayıf yanlarını incelememiz ve her iki tarafa sağladığı muazzam yararları duyurmamız için büyük bir fırsat sunmaktadır. Her şeyden önce, mevcut zorlukları ortadan kaldırmak üzere yapıcı bir çaba göstermemiz halinde, GB’nin henüz ortaya çıkarılmamış olan büyük potansiyelinden en iyi şekilde yararlanma imkanını sunmaktadır. Bunun önümüzdeki yıllarda işbirliğimizi ciddi biçimde arttıracağına gönülden inanıyorum.

Dördüncü olarak, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki başarılı işbirliğinin şüphesiz enerji alanında da sürdürülmesi gereklidir. Bu amaçla Komisyon Üyesi Oettinger ile beraber Türkiye ile enerji işbirliğimizi arttırdığımız bir süreci 2012 yılında başlattık. Enerji çeşitliliği, piyasa entegrasyonu ve altyapının geliştirilmesi, yenilenebilir enerjiler, enerji verimliliği ve nükleer güvenlik gündemimizin üst sıralarında yer alması gereken konular arasındadır.

Beşinci olarak, Türkiye ve Avrupa Birliği ortak komşuluk bölgemizdeki güçlüklerin şüphesiz bilincindedir. Bu güçlüklerin üstesinden gelmenin en iyi yolu birlikte çalışmaktır ve dolayısıyla her iki taraf da dış politikada stratejik diyalog ve işbirliğini geliştirmeyi sürdürmektedir. Türkiye, Kıbrıs’ta çözüm görüşmelerinin yeniden başlatılmasında da kilit rol oynamıştır.

Şubat ayında, siyasi diyalogumuz kapsamında Yüksek Temsilci Ashton ile birlikte Bakanlar Davutoğlu ve Çavuşoğlu ile yoğun ve verimli görüşmelerde bulunduk. Bu işbirliğini daha da arttırma potansiyeli olduğundan hiç şüphem yok.

Öte yandan katılım müzakerelerinde, endişe ve hayal kırıklığına yol açan bir takım gelişmelere de tanıklık ettik.

Yargı alanında, yeni mevzuat ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na tanınmış olan yetkiler büyük oranda Adalet Bakanlığı’na devredilmiştir. Bu gelişme, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi ile istişare edilerek şekillendirilen daha önceki reformları tersine çevirmiştir. Yapılan değişiklikler yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının yanı sıra Türkiye’de kuvvetler ayrılığına ilişkin ciddi endişelere neden olmuştur.

Mevzuat değişikliğinin yanı sıra, çok sayıda polis memuru, hakim ve savcının görev yerlerinin değiştirilmesi, yolsuzluk iddialarının gerektiği şekilde soruşturulamaması riskini beraberinde getirmektedir. Türkiye, kanuna aykırı uygulama iddialarının şeffaf ve tarafsız biçimde ele alınması için gereken her türlü tedbiri almalıdır.

İfade özgürlüğü alanında, yeni internet yasasının telekomünikasyon başkanlığına (TİB) keyfi [karar alma] yetkisi vermesinden üzüntü duyuyorum. Mağdur olan tarafların yeterince korunmaması ya da hukuki güvencelerin sunulamaması da endişe vericidir. Sosyal medyaya yakın zamanda getirilen yasaklar da bu endişelerin yerinde olduğunu göstermektedir.

İfade özgürlüğünün kamu otoritesinin orantısız müdahalesi olmaksızın kamu yararına bilgi ve düşüncelere erişim ve yayma özgürlüğünü kapsadığını yinelemek isterim. Bu özgürlüğün herhangi bir şekilde kısıtlanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da vurgulandığı üzere orantılı olmalıdır.

Türkiye’deki gelişmeleri izlemeye devam edecek ve sonbaharda yayınlanacak İlerleme Raporu’nda bunları gerektiği şekilde ortaya koyacağız.

Ancak katılım müzakerelerine ilişkin işbirliği şeklimizi artık değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında özellikle önemlidir. Katılım sürecinin tam merkezinde yer alan bu konularda politika ve kanun yapma aşamalarında diyalogumuzu yoğunlaştırmamız gereklidir. Bu konular mutlak öncelik olarak görülmelidir. Mevcut mevzuatın değerlendirilmesi sürecinde de yakın şekilde çalışmalıyız. Katılım sürecini ilerletmeye kararlı bir aday ülke olarak Türkiye’nin Avrupa Birliği standart ve en iyi uygulamaları konusunda tam bilgi sahibi olması gereklidir.

Peki bu somut olarak ne anlama gelir? Pozitif gündem kapsamında, özellikle de 23. Fasıl çalışma grubu çerçevesinde işbirliğimizi sürdürmeliyiz. Bunun yanı sıra, teknik düzeyde yürütülecek düzenli bir siyasi izleme süreci de diyaloğumuza destek olmalıdır. Ortaklık Anlaşması kapsamında kurulan ilgili alt komite, Ortaklık Komitesi ve Ortaklık Konseyi gibi organların da potansiyelini kullanmalıyız.

İşbirliğimizi güçlendirmek üzere yaklaşan istişari değerlendirmeler de güzel bir fırsat sunmaktadır. İfade özgürlüğü hakkında bir istişari ziyaret konusunda Türk resmi makamları ile mutabık kalınmıştı. Bu ziyaret kapsamında yeni internet yasasının uygulanması gibi konular ayrıntılı şekilde değerlendirilebilir. Bu çerçevede, Türk makamlarının yakın işbirliği büyük önem taşımaktadır.

Aynı şey HSYK ve ceza adalet sistemine ilişkin istişari ziyaretler için de geçerlidir. Bu ziyaretler yargının bağımsızlığı, verimliliği ve tarafsızlığına dair değerlendirme yapmamızı sağlayacaktır.

Hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanında işbirliğinin arttırılması, stratejik bir ilişkiye en çok zarar verebilecek unsurlar olan anlaşmazlık ve yanlış anlamaların önüne geçecektir. Türk tarafıyla daha derin bir diyalog yürütülmesi, Türkiye’nin uygulamaya koymak istediği mevzuat ve politikaların ülkeyi AB’den uzaklaştırmak yerine AB’ye daha yakınlaştırmasını sağlayacaktır.

Komisyon her zaman olduğu gibi Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecinin güçlü bir savunucusudur. Gerçek dostun gerçekleri söylemesi beklenir. Süreç bu şekilde ilerler.

Genişlemeden sorumlu Komisyon Üyesi olarak, son üç ayda yaşanan olayların Türkiye’nin Avrupa değer ve standartlarına bağlılığı konusunda şüphe uyandırdığını kabul etmek zorundayım. Önümüzdeki üç ayın beni haksız çıkarmasını; Türkiye’nin, ülkenizi AB’ye daha yakınlaştıracak reformlara yeniden sarılmasını; yapıcı işbirliğinin ilişkilerimizin muazzam potansiyelini tam anlamıyla kullanmamızı sağlamasını tüm samimiyetimle diliyorum.

Emin olunuz ki, Komisyon bu çabalarınızda her zaman olduğu gibi sizlere yardımcı olmaya hazırdır.

Teşekkür ederim.

Uygulamayı aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
You can download the app from the link below.
http://itunes.apple.com/app/eu-in-turkey/id497392075

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın