AB ve Türkiye Gundemi

İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecini ‘stratejik’ olarak değerlendirdi ve müzakere sürecindeki yavaşlamanın kamuoyunda rahatsızlıkla karşılandığını belirtti. Gül, ‘Ama bundan dolayı biz bu süreçten vazgeçecek değiliz. Gayet kararlıyız’ dedi.

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Jean-Maurice Ripert, AB’nin, dinamik bir ekonomiye sahip, aynı zamanda G20 üyesi olan Türkiye’nin taşıdığı önem konusunda ‘iknaya ihtiyacı olmadığını’ belirtti, bununla birlikte Türkiye’deki ekonomik ve siyasi modernleşmemnin temel çıparının AB olduğunun altını çizdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, geçtiğimiz ay Viyana’da düzenlenen Medeniyetler İttifakı Forumu’nda yaptığı konuşmada Siyonizm’i ‘Nazizm, anti-Semitizm ve İslamofobi gibi bir insanlık suçu’ olarak değerlendirmesine AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’dan da tepki geldi. Ashton, açıklamayı ‘kabul edilemez’ olarak değerlendirdi.

İsveç’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ‘İsveç’in Türkiye’nin AB üyelik sürecine verdiği güçlü destek, işbirliğimizin sadece bir alanını yansıtmaktadır. Ülkelerimiz arasında, Avrupa’nın yanısıra Ortadoğu’dan, Kafkaslara ve Afrika’ya kadar uzanan geniş coğrafyada her alanda çok büyük bir işbirliği potansiyeli bulunmaktadır’ dedi.

Almanya’da Türk bir anne ve yedi çocuğunun ölümüne neden olan yangınla ilgili soruşturmanın ‘tüm olasılıkların dikkate alınarak yürütüleceği’ belirtilirken, yangının sebebiyle ilgili olarak elektrik kontağı şüphesinin ağır bastığı bildirildi.

Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle, Dördüncü Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve paketin hızlı bir şekilde kabul edilip yürürlüğe girmesini beklediğini dile getirdi.

* AB’nin Geleceği

Geçtiğimiz ay hükümetin istifa ettiği Bulgaristan’da geçici hükümeti kurma görevi diplomat Marin Raykov’a verildi. Raikov, teknokrat kabinesiyle, ekonomisi kırılgan ülkede mali disiplini sağlama sözü verdi. Bulgaristan, 12 Mayıs’ta seçime gidecek.

Lüksemburg Başbakanı ve eski Eurogroup Başkanı Jean-Claude Juncker, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan kalan ‘hayaletler’ bulunduğunu söyledi. Der Spiegel dergisine konuşan Juncker, bugün görülen Avrupa karşıtı akımları, 20. yüzyıl başındaki faşist eğilimlere benzetti.

İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, Silvio Berlusconi’nin yargılandığı davalarla ilgili tartışmalara dahil oldu ve eski Başbakan’ın partisine, davanın görüldüğü mahkemedeki protestoları sebebiyle sert tepki gösterdi.

Arjantin ile İngiltere arasında anlaşmazlığa sebep olan Falkland Adaları’nda düzenlenen referanduma katılan bin 517 seçmenden yalnızca üçü İngiltere’den ayrılma yönünde oy kullandı.

Hükümetin üçte ikilik çoğunluğu bulunan Macaristan Parlamentosu, Avrupa ve ABD’den gelen tüm ‘otoriterleşme’ uyarılarına rağmen Başbakan Viktor Orban’ın 2010 yılında göreve gelmesinden bu yana anayasada dördüncü kez değişikliğe gitti.

Almanya’daki ana akım partiler her ne kadar Euro Bölgesi’ndeki kurtarma operasyonlarına rağmen ortak para biriminden yana olsa da seçmenin dörtte biri, Euro’dan ayrılmaya destek veren Almanya İçin Alternatif (AfD) partisine oy verebileceğini gösteriyor.

Malta’da düzenlenen genel seçimi, muhalefetteki İşçi Partisi kazandı. Başbakan Lawrence Gonzi ise yenilgiyi kabul etti.

Macaristan’da ülkenin anayasasında yapılacak değişikliklerin demokrasiye zarar vereceğini düşünen binlerce gösterici haftasonu başkent Budapeşte sokaklarını doldurdu. Geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği ve ABD’den de bu doğrultuda uyarılar gelmişti.

İngiltere İçişleri Bakanı Theresa May, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin suçla mücadelelerine zarar verdiğini ve göç kontrolünü zorlaştırdığını, bu sebeple sözleşmeden ayrılmayı gündeme getirmeleri gerektiğini söyledi.

Dört Avrupa Birliği ülkesinin dışişleri bakanı, üye ülkelerin demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü gibi Avrupa’nın temel haklarına uymasını sağlayacak bir sisteme ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

* Genişleme

Gürcistan Parlamentosu Başkanı David Usupaşvili, Avrupa Parlamentosu’ndaki merkez-sağ Avrupa Halk Partisi grubundan gelen, Başbakan Bidzina İvanişvili’nin demokratik reform alanında geri adımlar atması halinde Avrupa kapılarının Tiflis’e kapanabileceği uyarısına sert tepki gösterdi.

Yunanistan, Priştine’nin bağımsızlığını resmen tanımayan beş AB ülkesi arasında bulunmasına rağmen Kosova’nın Avrupa Birliği üyeliğini desteklediklerini açıkladı.

www.euractiv.com.tr

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın