CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu’nun Haftalık Dış Politika Değerlendirmesi

25 Şubat 2013 Pazartesi

-CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, BDP heyetinin İmralı’ya gitmesi ve yapılan açıklamaya ilişkin, “Türkiye’nin elinde tutsak yok, Türkiye’nin elinde suç işlemiş terör suçlarına karışmış insanlar var. Onların tabi tutulacakları muameleyle tutsakların tabi tutulması gereken muamele ayrı ayrıdır” dedi.

ANKARA(ANKA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, BDP heyetinin İmralı’ya gitmesi ve yapılan açıklamaya ilişkin, “Türkiye’nin elinde tutsak yok, Türkiye’nin elinde suç işlemiş terör suçlarına karışmış insanlar var. Onların tabi tutulacakları muameleyle tutsakların tabi tutulması gereken muamele ayrı ayrıdır” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında dış politikadaki gelişmeleri değerlendirdi.

-“SURİYE’YE SAVAŞ İLAN ETTİK DE BİZİM HABERİMİZ YOK MU?”-

Suriye konusuna değinen Loğoğlu, “Herkes barış derken biz ne yapıyoruz, Şanlıurfa’da Suriyeli muhalif grupların Özgür Suriye Ordusu üyesi 200 kadar üyenin Şanlıurfa’da bir otelde tekbir ve sloganlar atarak bir yeni cephe komutanı seçmek üzere bir otelde toplantı yaptıklarına tanık oluyoruz. Şimdi anlıyoruz ki önümüzdeki günlerde İstanbul’da Suriye askeri muhalefetinin komutanı büyük bir tantana ile İstanbul’da ilan edilecekmiş. Biz Suriye ile savaş halinde miyiz? Suriye’ye savaş ilan ettik de bizim haberimiz yok mu? Bu nasıl bir politikadır. Halep yağmalanıyor. Yağmalanan şeyler nerede satılıyor, bunlar Türkiye’de satılıyor” dedi.
Cilvegözü’ndeki patlamayı hatırlatan Loğoğlu, “Cilvegözü bir sessizliğe büründü, üzerinde bir suskunluk var, bu konuda açıklama bekliyoruz” diye konuştu.
“AKP Suriye muhalefeti içinde de tercih yapma hakkını kendinde görüyor” diyen Loğoğlu, “Bu politikalarla AKP Hükümeti hem iç hem dış güvenliğimizi tehlikeye atıyor. Bu politika ulusal çıkarlarımıza aykırı” ifadesini kullandı.

-MERKEL’İN ZİYARETİ-

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ziyaretine değinen Loğoğlu, “Merkel’in Türkiye’ye ziyareti ki, tabii ki önemli bir ziyaret Türkiye’ye gelmesi her açıdan önemli ama acaba Merkel Türkiye’ye mi geliyor yoksa hakikatken sadece Patriot füzelerindeki Alman askerlerini ziyaret etmek gereğini hissettiği için mi bunu Almanya bakımından bir zorunluluk hissettiği için mi geliyor?” diye sordu.
AB konusunda izlenen politikayı eleştiren Loğoğlu, “AB Bakanı’nın görevi sürekli AB’ye hakaret etmek değildir. AB Bakanı’nın görevi katılım müzakerelerini sağlıklı bir şekilde yönetmektir” diye konuştu.
4-5 Mart tarihleri arasında İstanbul’da 2. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı yapılacağına işaret eden Loğoğlu, “Yunanistan ve Türkiye başbakanlarının katılacağı bir toplantı, önemli bir toplantı” dedi.
Son aylarda Yunanistan ve Başbakan Samaras’ın “münhasır ekonomik bölge” konusunda açıklamalar yaptığına işaret eden Loğoğlu, “‘Münhasır ekonomik bölge Ege bağlamında ve Doğu Akdeniz bağlamında Yunanistan’ın uluslararası hukuktan deniz hukukundan hakkıdır, istediğini istediği zaman yapar’ şeklinde giderek yükselen bu konuda mesajlar veriyor. Türkiye tepki vermiyor, Türkiye sessiz. Bu konu hayati bir konudur. Burada sessiz kaldığınız zaman vakti zamanında bu uçuş bilgi bölgesi FIR dedikleri şeyin Türkiye yıllarca sessiz kaldı, teknik yetersizlikler nedeniyle bunun sorumluluğunu Yunanistan’a bıraktık ve öyle bir noktaya geldi ki Yunanistan bütün Ege hava sahasının kendi kontrolü altında olduğunu söyledi. Şimdi aynı şeyi münhasır ekonomik bölge konusunda yapılmasına Türkiye müsaade ettiği takdirde burada da hayati çıkarlarımız tehlikeye girecektir. Biz Yunanistan ile savaşalım demiyoruz. Fakat Yunan yetkililerinin bu çıkışlarının karşılıksız bırakılmaması gerekir” dedi.

-“TÜRKİYE’NİN ELİNDE TUTSAK YOK”-

Bir basın mensubunun, “İmralı’ya ikinci heyet cumartesi günü gitti, çıkışta bir açıklama yaptılar, bu açıklamayı ve bundan sonraki süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Loğoğlu, “Yapılan açıklamalarda şu umut yaratıldı, yani PKK’nın elindeki tutsakların serbest bırakılması, bu olduğu takdirde biz tabii ki buna seviniriz, ancak burada kullanılan kavramlarda yanlışlık var. ‘PKK’nın elinde tutsaklar var bir de Türkiye’nin elinde tutsaklar var’, Türkiye’nin elinde tutsak yok, Türkiye’nin elinde suç işlemiş terör suçlarına karışmış insanlar var. Onların tabi tutulacakları muameleyle tutsakların tabi tutulması gereken muamele ayrı ayrıdır. Böyle bir gelişme olursa ve bunun devamı gelirse biz dedik biz sonuca bakarız. Sonuca bakarız, fakat şu an itibarıyla biz muhalefet olarak sağlıklı bir yorum yapabilmek durumunda şu nedenle değiliz, bizim elimizde bilgi yok. O bakımdan bu süreç bu noktadan itibaren nereye gider, doğrusu bilemiyoruz. Ama tekrar hatırlatayım, İmralı süreci Öcalan ile yapılan görüşmelerin başı ve sonu silahların bırakılması ve şiddetten vazgeçildiğinin açıklanmasıdır. Ve bu daha büyük çerçevenin sadece bir unsuru olacaktır. Daha büyük çerçevenin sahibi, adresi de TBMM’dir” dedi.

-“YAMALI BOHÇA”-

“4. Yargı Paketiyle KCK’lıların serbest bırakılacağı ifade ediliyor ne diyorsunuz?” sorusuna Loğoğlu, “Vatandaşın hak ve özgürlüklerini koruyan her adıma tarafız ama bu nasıl bir adalet sistemidir ki bu kadar sık aralıklarla reform paketleri çıkmak durumunda kalıyor, bu daha önceki paketlerin iyi yapılmadığını gösteriyor. Yamalı bohçaya dönüştürüldü bu adalet sistemi. En sonunda yargı sistemi iyi işlemiyor, bağımsız değil. KCK’lı olsun başkası olsun kim yasa önünde bir temize çıkma imkanı yakalar ve hayatını yeniden özgür olarak yaptırma şansına sahip olursa buna memnun oluruz. Paketin ayrıntılarını görmemiz lazım” yanıtını verdi. (ANKA)
(MG/OE)

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın