CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu’nun Türkiye’de demokrasinin durumuna ilişkin açıklaması – 24 Aralık 2012

FARUK LOGOGLUAdalet ve Kalkınma Partisi (AKP), sonunda Türkiye’de demokrasinin ölüm fermanını imzalamaya hazırlanmaktadır. On yılı aşkın bir süredir iktidarda olan AKP’nin, ülkedeki demokratik yönetim ve politika anlayışına meydan okuyuşu, bugün artık sürekli, açık ve topyekûn bir hal almıştır. AKP, evrensel olarak kabul gören temellerine karşı peş peşe darbeler indirdiği demokrasinin geri kalan emarelerini de ortadan kaldırmak için kampanyasını her geçen gün artan tehlikeli bir aymazlıkla sürdürmektedir. Son birkaç yıldır, AKP’nin saldırıları iyice hız kazanmış ve tüm eleştirilere tamamen kapalı bir hal almıştır.

İşleyen bir demokrasinin belirleyici özelliği olan hukukun üstünlüğü, uzun bir zamandır artık Türkiye’nin gerçeği olmaktan çıkmıştır. Yargı, bağımsız değildir; hükümetten işaret ve talimat alır hale gelmiştir. Hükümet, hâkimleri ve savcıları kendi isteği doğrultusunda atamakta, terfi ettirmekte ve görevden almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına ve yapılan sayısız çağrılara rağmen, üç yılı aşkın bir süredir tartışmalı koşullarda ve mahkûmiyet kararı olmaksızın devam eden davalarının sonucunu beklemekte olan tutuklu milletvekilleri görevlerini ifa edebilmek üzere serbest bırakılmamışlardır. Adalet o kadar hazin bir hal almıştır ki, avukatlar bile müvekkillerinin haklarını korudukları için hapse atılmaktadırlar. Basın ve medya özgürlüğü de hükümet tarafından çok sıkı bir biçimde kontrol altında tutulmaktadır. Hükümeti eleştiren gazeteciler ya terörist eylemde bulunmak suçundan tutuklanıp hapse atılmakta ya da işlerinden kovulmaktadırlar. Bugün Türkiye, tutuklu bulunan gazetecilerin sayısı bakımından dünyada ilk sırada yer almaktadır. Konuşma ve ifade özgürlüğü de ülkede az bulunan bir değer halini almıştır. Öyle ki, bu özgürlük, iktidar partisi aleyhinde kullanıldığında, derhal cezayla sonuçlanmaktadır. Toplanma özgürlüğünü kullananlar ise, hemen her zaman polisin yasalara aykırı olarak ve kaba gücüyle karşı karşıya kalmaktadır. Protesto haklarını kullanan yüzlerce öğrenci hapiste bulunmaktadır. Internet erişimi kısıtlanmış, özel yaşamın gizliliği hakkını açıkça ihlal eden telefonların yasadışı dinlenmesi de gün geçtikçe yaygınlaşmıştır. Bilim ve ilim, dini inançlarla çelişen yapılarından ötürü sistematik bir saldırı altındadır. Eğitim, gelişigüzel yapılan düzenlemelerle, bilgiye dayalı olan eğitim, ezbere dayalı inanç merkezli, sözde “reform” olarak adlandırılan doktrinlerle değiştirilmiştir.

Ama hepsinden önemlisi, AKP hükümetinin, kendi vatandaşlarının yaşam hakkını güvence altına alamıyor olmasıdır. AKP döneminde terörizm artmış, Kürt sorunu büyüyerek, kapanmaz bir yara haline gelmiştir. Kadına karşı şiddet, azalmaksızın devam etmektedir. Suç oranı her geçen gün artmaktadır.

AKP’nin “ileri demokrasi” olarak ilan ettiği ve sahiplendiği, Türk demokrasinin içler acısı durumu işte özetle budur.

Daha önceki konuşmalarında, “demokrasi amaç değil araçtır” diye tanımlayıp, trene benzeten ve istediği durağa geldiğinde ineceğini ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk demokrasisinin bel kemiğini kırmak amacıyla, son olarak yeni bir hamleyle daha karşımıza çıkmıştır. Bu son hamle, gerçek demokrasinin vazgeçilmezi olan güçler ayrılığı ve kontrol mekanizmaları prensiplerine karşı yapılmış doğrudan bir saldırıdır. Başbakan Erdoğan, “Bu kuvvetler ayrılığı denilen olay var ya, işte o geliyor sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor,” diyerek demokrasi anlayışını ortaya koymuştur (Konya – 17 Aralık 2012). Bu son çıkış, demokrasiye yapılmış bir hakaret ve saygısızlıktır. Bu düşünce yapısına sahip bir politikacının demokratik bir rejimde yeri olmamalıdır. Öte yandan, Başbakan’ın, demokrasi karşıtı bu son atılımı, AKP’nin Türk parlamenter sistemini, yasama ve yargı organlarının kontrolü olmaksızın, tüm güçlerin tek bir kişinin elinde toplanmasını öngören başkanlık sistemine dönüştürme hedef ve gayretleriyle de örtüşmektedir.

İşte bu nedenlerle, demokrasiye bağlı olan herkes Türkiye’deki bu fevkalade rahatsızlık veren gelişmeler üzerinde düşünmeli ve demokrasiye sahip çıkmalıdır.

 

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın