CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Balkanlar ve Sosyal Demokrasi Konferansı’ndaki Konuşmas ı 24 Kasım 2012

Değerli Konuklar,

Saygıdeğer Basın mensupları;

“Değişimde Sosyal Demokrasi: Balkanlarda Dayanışma ve Refah” konulu konferansımıza hoş geldiniz.

Bu konferans, tarihi bir dönüşüm içinde olan Balkan halklarıyla dayanışmamızın, Balkanların her köşesinde refah, huzur ve barışı için mücadele eden insanlara desteğimizin, Türkiye ve Balkan halklarının kökü yüzyıllar öncesine uzanan kardeşliğine verdiğimiz değerin bir ürünüdür.
Konferansımızda, İstanbul penceresinden, sosyal demokrasinin eşitlik ve özgürlük değerleri ışığında, farklı dinlerin ve milletlerin kaynaştığı Balkanları yeniden okumaya ve anlamaya çalışacağız. Neden İstanbul penceresi diyorum: Çünkü İstanbul, bir yönüyle Balkanlardır. Her Balkanlı biraz İstanbulludur.

Winston Churchill, Balkanların tükettiğinden çok tarih ürettiğini söylemişti. Geçen son yirmi yıl içinde de Balkanlar büyük bir değişim sürecinden geçerek tarihe yeni sayfalar açtı. Günümüzde Balkanlar’da demokrasi anlayışının kökleştiği, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve insan haklarının garanti edildiği istikrarlı bir bölgeye dönüştüğünü görüyoruz. Ve CHP olarak bunu büyük bir memnuniyetle izliyoruz.

Balkanlar bizim için, barışa yönelik köklü bir ihtiyacı ve iradeyi, farklılıkları bir arada, huzur içinde yaşatacak bir yönetim için bulunmaz fırsatları ve sosyal demokrasinin eşitlik, özgürlük ve dayanışma ideallerini elbirliğiyle hayata geçirebileceğimiz bir bölgeyi ifade etmektedir.

Türkiye’nin bütün Balkan ülkeleriyle iyi bir dost olmasını önemsiyoruz. Mustafa Kemal’in özgürlükçü fikirlerinin doğuşuna tanıklık eden bu bölgeyle dayanışma içinde olmamız, siyasi işbirliğinden ekonomiye, turizm ve ulaşımdan kültüre, değişik alanlarda ortak projeler üzerinde çalışmamız, ayrıca güvenlik konularında işbirliğini yoğunlaştırmamız, hepimizin yararına olacaktır.

Avrupa Birliği’yle ilişkilerin ve küresel değişim dinamiklerinin Balkanlara azami katkıda bulunması için aramızda çok yönlü bir işbirliği önemli ve zorunludur.

Değerli Konuklar,

Küreselleşme çağındaki dönüşümler ve ortaya çıkan yeni toplumsal eşitsizlikler, dünyanın bütün bölgelerinde, sosyal demokrasinin insandan ve emekten yana değerlerine olan inancı ve ihtiyacı, her geçen gün artırmaktadır. Balkanlar, bu ihtiyacın en derinden hissedildiği bölgelerin başında gelmektedir.
CHP olarak, Balkan devletlerinin, fanatik milliyetçilik, otoriter yönetimler ve savaşların acı hatıralarından sıyrılarak insan haklarını içselleştirmiş, demokratik, barışçı yönetimlere ve çoğulcu ekonomilere doğru ilerleyişini destekliyoruz.

Adriyatik kıyılarından Trakya içlerine kadar Balkan halklarının yaşadıkları siyasi ve ekonomik dönüşümlerde ülkeler arası diyalogun ve bölgesel kurumların oynadığı rolün farkındayız. Avrupa Birliği, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ve Bölgesel İşbirliği Konseyi gibi kurum ve platformların Balkanların barış ve istikrarı için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.
Bölge ülkelerinin adeta bir bölgesel işbirliği yumağına sürüklenmiş olmalarını takdirle karşılıyoruz. İki yanlı ve çok yanlı kurumsal işbirliği dışında, Balkan ülkelerinin dış ticaret, ulaştırma ve enerji gibi alanlarda sektörel işbirliğini sürdürüyor olmaları sevindiricidir. Ayrıca organize suçlara karşı mücadele, yerel yönetimler arası işbirliği; ticaret odaları, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevreler gibi kurumların kendi alanlarında işbirliği de son derece memnuniyet vericidir.
Bölgedeki barış ve istikrara gelince… Muhtemelen gelecekte de, farklı etnik grupların bir arada yaşamasına karşı çıkan bazı marjinal gruplar, Balkan insanları arasında güven sorunu yaratmaya devam edecektir.

Ancak Balkanlar’ın içinde bulunduğu günümüze ait dinamiklerden hareketle, bölgede daha fazla çatışma ve parçalanmayı destekleyenler kesinlikle başarısızlığa mahkûm olacaklardır. Sosyal demokratların işbirliği ve ortak çabaları Balkanların düşmanlık üreten ideolojilerden ve tarihten gelen önyargılardan sıyrılmasına en büyük katkıyı yapacaktır. Balkanların bir barış, istikrar ve refah coğrafyasına dönüşmesi sosyal demokratların ortak çabalarıyla mümkün olabilecektir. Ben buna inanıyorum.

Tam bu noktada Balkanlar açısından Avrupa Birliği’nin rolüne ayrıca dikkat çekmek isterim. Balkan devletlerinin özellikle 2000’lerin başından bu yana izledikleri Avrupa Birliği yanlısı politikaları ve barış ve istikrar yönünde attıkları adımları Avrupa Birliği çatısı altına taşıma çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Herkes kabul etmektedir ki bugünkü Avrupa, Batı Balkanları da içermedikçe tamamlanmayacaktır. Bu bağlamda, Avrupa Birliğinin Batı Balkanların yanında Türkiye’ye karşı da daha kapsayıcı bir siyaset izlemesinin gerekli olduğunu vurgulamak isterim.

Değerli Konuklar,

Siyasi diyalog, herkes için güvenlik, ekonomik bütünleşme, çok etnili, çok kültürlü ve çok dinli toplumsal yapıların korunması Balkanlara bakış açımızı özetleyen unsurlardır. Ancak son yıllarda Türk dış politikasının Balkan ülkelerinde tartışma konusu yapıldığının farkındayız. Bir ülkenin dış politikadaki başarısını belirleyen o ülkenin kendisini nasıl gördüğünden ziyade, başkaları tarafından nasıl algılandığıdır. Bugün bölge ülkelerinden Türkiye’ye karşı suçlayıcı sesler çıkıyorsa, Ankara oturup bunun sebebini anlamaya çalışmalıdır.

Balkan ülkelerinin ve halklarının eşit ve onurlu birlikteliğine dayanmayan işbirliği arayışlarının kalıcı olabileceğine inanmıyorum. Bu itibarla, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerine ve o ilkeler etrafında iş ve güç birliği yapmaya en fazla Balkanların ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Sosyal demokrasi, Balkanlar için sadece bir toplumsal istikrar projesi değil; aynı zamanda kalıcı ve gerçekçi bir bölgesel barış projesidir.

Çok etnili ve çok dinli bir toplumsal yapıya sahip olan Balkanlardaki barışın ve güvenliğin teminatı çoğulcu ve katılımcı demokrasilerdir. Bu nedenle, Balkanlarda vatandaşlık hakları temelinde yapılan tartışmaları ve atılan adımları önemsiyoruz. Balkanlardaki farklı kimliklerin kendilerini ifade edebilmeleri için demokratik mekanizmaların etkin bir şekilde çalıştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yaklaşımın, bölgeyi çoğunlukçuluk kavramına dayanan anlayışlardan kurtaracağına inanıyoruz.

Çoğulcu ve katılımcı demokrasilere ek olarak, Balkanları etnik ve mezhepsel farklılıklar ekseninde, kutuplaşma tehlikesinden uzak tutacak olan sosyal dayanışmadır. Farklı kimliklerin birbirlerinin haklarını dayanışma içinde savundukları toplumlar huzura, mutluluğa ve istikrara en yakın toplumlardır. Balkanların farklı kültürlerin harmanlanmasından oluşan sosyal yapısı bölge halkları arasındaki dayanışmayı destekleyecek en temel faktörlerden birisidir.

Balkan halklarının dayanışmasına nitelik kazandıracak olan bir başka unsur da sosyal demokrasidir. Balkanlarda, dayanışma ve eşitlik temelinde insanların özgürlüğü için mücadele eden sosyal demokrat ve sosyalist bütün oluşumlar, önlerine çıkacak olan ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı tuzakları aşacak fikirsel donanıma sahiptir.
Farklılıkların kendilerini ifade edebilmeleri ve bölgesel barış için çoğulcu ve katılımcı demokrasiler ve sosyal dayanışma kadar hukukun üstünlüğü de hayati bir öneme sahiptir. İhtilafların adil bir şekilde çözümü üstünlerin hukukuyla değil ancak hukukun üstünlüğüyle sağlanabilir. Balkanları 90’lı yılların günümüzdeki kalıntılarından koruyacak olan sigortalardan birisi de hukukun üstünlüğüdür.

Değerli konuklar,

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çoğulcu siyaset anlayışı, temsilde adalet, farklı kimliklere saygı ve eşit vatandaşlığın Balkanların huzur ve refahı için olmazsa olmazlar olduğunu biliyoruz. Fakat bildiğimiz bir şey daha var: Ekonomik adaletsizlikler aşılmadığı takdirde siyasi ilerlemeler kısa süreli ve etkisiz olmaya mahkûmdur.

Bu nedenle, Balkanlarda adil bölüşümün sağlandığı, üretim temelinde hakça bir ekonomik düzenin egemen olmasını Balkan halklarının refahı için arzuluyoruz.
Avrupa Birliği ülkelerinden birçoğunun ekonomik zorluklarla boğuştuğu bugünlerde, krizlerin faturasının çalışanların ve emekçi kitlelerin sırtına yükleneceği endişesini taşıyor, bu bağlamda Yunanistan’da yaşananları kaygıyla takip ediyoruz.
İstihdam yaratan, toplumun bütün kesimlerinin refahını artıracak ekonomi politikalarının Balkanlara istikrar getireceğini düşünüyoruz.
Bugün iş sağlama, işin sürekli olması, sosyal dışlamaya karşı koyulması, kamu hizmetlerinin düzgün bir şekilde sürdürülmesi gibi sosyal konular, halklarımızın en çok kaygılandıkları konulardır.
Dolayısıyla sosyal politikalar ekonomik politikaların vazgeçilmez bir parçası haline getirilmelidir. Küreselleşme sürecinin beraberinde getirdiği olumsuz etkilerin sosyal kalkınmayla en aza indirilebileceğine inanıyorum.

Sosyal kalkınmada amaca ulaşabilmek için ise, ekonomik planlama ve büyüme hedeflerine gerekli sosyal boyutlar entegre edilmelidir. Böylece kalkınma, sosyal açıdan kabul edilebilir ve sürdürülebilir hale gelecektir.
Balkanların yakın dönemdeki ortak deneyimleri, hâlihazırdaki sosyal ve ekonomik alt yapısı gözden uzak tutulmamalıdır. Balkanlar için gerçekçi bir ilerleme ancak sosyal demokrat bir evrilmeyle mümkün olacaktır.

Değerli Konuklar,

Bugün Türkiye’de çok yönlü bir demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, özgürlükler ve laiklik mücadelesi vardır. Dayanışma anlayışımız çerçevesinde Balkanlardaki yoldaşlarımızın desteği bize güç verecektir. Biz sosyal demokrasiyi uygarlığın yükselen değerlerinden biri olarak görüyoruz. Çünkü insan onuruna odaklanan, adaletin yaygınlaşmasını hedefleyen ve dayanışmayı esas olarak alan sosyal demokrasi bu özellikleriyle barış ve istikrarın da teminatı olmaktadır.

Büyük şair Nazım Hikmet Türkiye’ye olan özlemini Balkan topraklarında, Varna’da 1957 yılında yazdığı şu dizelerle ifade etmişti:

Bir vapur geçer Varna önünden
uyy Karadeniz’in gümüş telleri
Bir vapur geçer Boğaz’a doğru
Nazım usulcacık okşar vapuru
Yanar elleri

Bugün, Rodop dağlarının eteklerinden Tuna boylarına, Adriyatik kıyılarından Varna’ya kadar ellerini eşitliğe, özgürlüğe ve insanca yaşama özlemle uzatan bütün Balkan halklarıyla omuz omuza olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim.
Bu konferans farklı fikirleri dinleyerek ve birbirimizi anlayarak bilgileneceğimiz ve zenginleşeceğimiz bir fırsattır.
Tekrar hoş geldiniz. Başarılı bir konferans dilerken, hepinize en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Konuşmanın İngilizce metni:

Kilicdaroglu Balkans Conference Speech.docx

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın