Merkel’den yeni AB vizyonu:İki vitesli Avrupa

Euro krizinin çözümü için zaman gerektiğini söyleyen Merkel, daha güçlü siyasi birlik istedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, mali krizden çıkış arayan AB’nin ‘siyasi birliği’ güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Ortak para biriminin yeterli olmadığını, ortak mali politikaların gerekli olduğunu vurgulayan Merkel, “Adım adım, daha fazla yetkiyi Brüksel’e devretmemiz gerekiyor. AB’ye denetim imkânları vermemiz gerekiyor” dedi.
Merkel, bu adımları atmak için tüm üyelerin anlaşmasını beklemeye gerek olmadığını, daha güçlü bütünleşme isteyen ülkelerin bu doğrultuda ilerleyebileceklerini açıkladı.

İki vitesli Avrupa
İngiltere Başbakanı David Cameron’ı Berlin’de ağırlayan Merkel, görüşmesi öncesinde Alman Birinci Kanalı ARD’de yayınlanan söyleşisinde şunları kaydetti:

“Zaten şu anda AB’de, Euro örneğinde olduğu gibi, farklı hızlarda ilerleyen bir bütünleşme söz konusu. İngiltere ve Danimarka, daha başından Euro’ya katılmayacaklarını söylemişlerdi. İleride bunun daha da güçlendiğini göreceğiz.”

Almanya Başbakanı, bu konudaki kapsamlı önerilerini 28-29 Haziran tarihlerinde Brüksel’de yapılacak liderler zirvesinde sunacak.
Mali işlem vergisi

Merkel’in yeni AB vizyonunu açıkladığı gün, Almanya’da hükümet ve muhalefet, Avrupa çapında bir “mali işlem vergisi” çıkarılması konusunda prensipte uzlaşmaya vardı. Almanya’da muhalefetin uzun zamandır talep ettiği vergiye, Merkel liderliğindeki Hrıstiyan Demokratlar da yeşil ışık yaktı. Varılan uzlaşma uyarınca muhalefetteki Sosyal Demokratlar ve Yeşiller, Avrupa Mali İstikrar Paktı’nın onaylanması için parlamentoda hükümete destek verecek.
AB içinde Fransa’nın destek verdiği mali işlem vergisine, İngiltere ve İsveç karşı çıkıyor. Almanya, bu konuda tüm AB üyesi ülkelerin uzlaşma sağlayamaması durumunda, en az 9 AB üyesi ülkeyle birlikte yakın işbirliği içerisinde uygulamayı başlatmayı planlıyor.

Merkel-Cameron görüşmesi
Almanya Başbakanı Merkel ile İngiltere Başbakanı Cameron, Berlin’deki görüşmelerinin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında, Euro krizinin aşılması konusunda ortak hedefler belirtirken, işbirliği ve dayanışma içerisinde olacaklarını vurguladı.

Her iki lider de, Avrupa Mali İstikrar Paktı’nın, Euro Bölgesi’ndeki krizin aşılması için önemli bir adım olduğunu vurgularken, bunun tek başına yeterli olmayacağının altını çizdiler.

Merkel, Euro Bölgesi ülkelerinin ekonomi politikalarını, hükümet harcamalarını koordine etmeleri gerektiğini kaydederken, “Bir hükümet sürekli büyük borç altına girerken, başka hükümet her sene bütçe fazlası verirse bu olmaz” ifadelerini kullandı.

Merkel ile Cameron, Euro Tahvilleri, Bankalar Birliği oluşturulması, mali işlem vergisi gibi önerilerde ise uzlaşma sağlayamadı.

Cameron, ortak basın toplantısında İngiltere’nin Avrupa çapında mali işlem vergisine karşı olduğunu yineledi. İngiliz Başbakan, böyle bir verginin sermayenin başka ülkelere kaçmasına yol açabileceğini ifade etti.

İngiltere’nin yanı sıra Fransa ve İspanya’nın da destek verdiği Euro Tahvilleri önerisi konusunda Almanya, bunun kısa dönemli bir çözüm olamayacağı, ancak mali bir birlik kurulması durumunda gündeme gelebileceği şeklindeki pozisyonunu kuruyor. Merkel hükümeti, Avrupa İstikrar Mekanizması’ndan zor durumdaki bankaların doğrudan yararlanabilmesi önerisine de karşı çıkıyor.

Dw, 06-06-2012

İki vitesli Avrupa konusunda daha fazla bilgi için Frédéric Simon’ın aşağıdaki makalesini öneriyoruz:

AB, ‘iki vitesli Avrupa’ fikrine alışıyor

14.11.2011
Avrupalı liderler, giderek AB’de ‘iki vitesli’ bir yapı üzerinde fikir birliğine varıyor. Euro Bölgesi’nde borç kriziyle ortaya çıkan daha fazla ekonomik entegrasyon ihtiyacına dair ilk adımların, Aralık ayındaki AB liderler zirvesinde atılması bekleniyor. Gündemde, bu entegrasyon sürecine hangi ülkelerin dahil olacağı da bulunacak.

Gelecekte 17 üyeli Euro Bölgesi’nde, 27 üyeli Avrupa Birliği’nden daha farklı kuralların işleyeceği artık belirgin hale geliyor. Almanya’nın şimdiye kadar karşı çıktığı bu fikir, ‘iki vitesli’ bir AB oluşturulması anlamına geliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, 9 Kasım’da Strazburg’da yaptığı konuşmada ‘Gelecekte açıkça iki vitesli bir Avrupa olacak: Daha fazla entegrasyonun bulunduğu Euro Bölgesi ve daha konfederatif bir yapıya sahip olan bir AB.’ demişti. Fransa

Avrupa İşleri Bakanı Jean Leonetti de, Fransa Senatosu’nda yaptığı konuşmada Euro Bölgesi’nde daha fazla ekonomik federalizmin olacağını söylemişti.

Fransa Ulusal Meclisi’nin Dışişleri Komitesi Başkanı Axel Poniatowski ise ‘Avrupa Birliği’nde para birliği, mali birlik anlamına gelir.’ dedi.

Almanya’nın gündeminde ‘kısıtlı anayasal değişiklik’

Son olarak 26 Ekim’de bir araya gelen Euro Bölgesi liderleri, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’dan Euro Bölgesi’nde daha fazla ekonomik entegrasyon için atılabilecek adımları belirlemesini istemişti. Liderler, bu ihtimaller arasında AB antlaşmalarında ‘kısıtlı’ değişiklikleri de saymıştı.

Euro Bölgesi’nde daha fazla entegrasyonun anlaşmalara bağlanmaması halinde Anayasa Mahkemesi tarafından yasadışı uygulama hükmüne varacağından endişe eden Almanya Başbakanı Angela Merkel, bu ifadenin özellikle yer almasını istemişti.

Almanya, Ortak Pazar’da çözülmeye yol açacağı ve ihracatı etkileyeceği için ‘iki vitesli’ bir AB’ye karşı çıkıyordu. Ancak şimdilerde fikrini değiştiren Merkel’in, krizi, Euro Bölgesi’nde daha sıkı mali denetim uygulamak için bir fırsat olarak görmeye başladığı anlaşılıyor.

Merkel’in partisi CDU, AB antlaşmalarında değişiklik için bir çalışma grubu da kurdu. Partinin Kasım ayı kongresinde yapılan çağrıda Euro Bölgesi’nde daha fazla siyasi birlik ve daha çok yetkinin AB’ye devredilmesi de yer alıyordu.

CDU’nun desteklediği fikirler arasında Euro Bölgesi’nde daha sıkı mali denetimde bulunacak bir Avrupa Komisyonu üyeliği makamının oluşturulmasıyla, kurtarma fonu EFSF’nin ‘Avrupa Para Fonu’na dönüştürülmesi de yer alıyor.

‘İçeridekiler’ ve ‘dışarıdakiler’

Yeni antlaşmalarda bu fikirlerin kendilerine nasıl yer bulacağı henüz belli değil. Ancak ‘içeride kalanlar’ ve ‘dışarıda kalanların’ çıkarlarının ne kadar korunabileceği zor bir konu.

Euro Bölgesi’nde bulunmayan 10 AB ülkesinden, kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir diplomat, ‘Aşağı seviyede bir grubun içinde bulunamayacaklarını’ söyledi.

İngiliz düşünce kuruluşu Open Europe da ‘Euro Bölgesi’ndeki kriz 17 Euro ülkesini birbirine yaklaştırıyor ve bu ülkelerin Euro Bölgesi ile ilgili olmayan konularda da birbiriyle anlaşarak AB adına karar alması riskini doğuruyor. Bu durum, İngiltere’nin safdışı kalma tehlikesiyle karşı karşıya olmasına sebep oluyor.’ dedi.

17 Euro ülkesinin liderleri, AB zirvelerinde ‘kapalı kapılar ardında’ bir araya geliyor.

‘Dışarıdakilerin’ lideri İngiltere

‘Dışarıdakilerin’ başını çeken İngiltere Başbakanı David Cameron, Euro Bölgesi dışında kalan 10 AB ülkesinin tutumlarını bir uyuma sokma teşebbüsünde bulundu. Euro Bölgesi dışından bir kaynak, ‘Euro Bölgesi’nde daha fazla mali uyumun olması haline karşı ortak hassasiyetlerimiz bulunuyor.’ dedi.

Cameron için birinci kaygı, Londra’nın finans sektörünün merkezi durumunu Avrupa Ortak Pazarı çerçevesinde muhafaza etmek.

Ancak ‘dışarıdakiler’ de kendi aralarında bölünmüş durumda. AB’ye 2004 ve 2007 yıllarında katılan 12 ülke için Euro’ya katılmak yasal bir yükümlülük. Danimarka ve İngiltere ise Euro oluşturulurken, ortak para biriminin dışında kalma hakkını aldı.

Geriye kalan ülkeler arasında da bölünmüşlük söz konusu. Örneğin Polonya Euro Bölgesi’ne katılma konusunda istekliyken, Çek Cumhuriyeti bu konuya daha mesafeli yaklaşıyor.

‘Dışarıdaki’ ülkelerden bir diplomat, aralarında pek çok ayrışma noktası bulunduğunu söyleyerek, ‘Önceliklerimizi tartışmalı ve ortak bir zemin oluşturmalıyız.’ dedi.

‘Dışarıdakilerin’, AB’deki çıkarlarını korumak için bir ‘blok’ oluşturmaktan kaçınmak konusunda ise fikir birliği bulunuyor.

‘İçeridekilerin’, ‘dışarıdakileri’ zor bir seçim yapmaya itmesi bekleniyor: İngiltere’nin yaptığı gibi krizin dışında kalabilir ve kurtarma programlarına katkı yapmak zorunda kalmayabilir, ya da bir şekilde katkıda bulunabilirler.

Sarkozy, son gerçekleşen AB zirvesinde Cameron’a ‘çeneni kapat’ demiş ve İngiltere başbakanını Euro Bölgesi’nin işlerine karışmamaya çağırmıştı. Sarkozy, ‘Bizi eleştirmenden ve ne yapacağımızı söylemenden bıktık. Bir yandan Euro’dan nefret ettiğini söylüyorsun, bir yandan da toplantılarımıza müdahale ediyorsun.’ diye konuşmuştu.

Fransa’nın Avrupa Bakanı Jean Leonetti ise daha diplomatik bir dil kullanarak ‘Bir yandan Euro Bölgesi’nin dışında olup, bir yandan da karar alma sürecine katılamazsınız. İngiliz mevkidaşıma Euro Bölgesi’ni daha iyi tanımanın en iyi yolunun, ona katılmak olduğunu söyledim.’ dedi.

AB Konseyi Başkanı Van Rompuy ise Leonetti’ye 27 üyenin bilgilendirilmesi ve sürece dahil edilmesi, ancak Euro Bölgesi adına karar alınmaması gerektiğini söyledi.

İngiltere ve diğer Euro Bölgesi dışında kalan AB ülkelerini teskin etmek isteyen Van Rompuy, Ortak Pazar’ı koruyacaklarına da söz vermişti. Van Rompuy, 11 Kasım’da yaptığı konuşmada ‘Açık konuşalım: Euro Bölgesi’ni daha seçkin üyeleri kapsayacak

şekilde budamayacağız. Bu, Avrupa ruhuna aykırı olur. Euro Bölgesi’nin entegrasyonu korunmazsa, İç Pazar’ın işleyişi de sürmeyebilir. Şahsen, 17 üyeyi ve 27 üyeyi bir arada tutmak için elimden geleni yapacağım.’ şeklinde konuşmuştu.

Antlaşma değişikliği için yol haritası Aralık’ta

AB liderleri, Aralık ayında yapılacak bir sonraki zirvede, AB antlaşmalarında değişiklik için bir yol haritası üzerine ilk tartışmalarını gerçekleşecek.

Van Rompuy, taslağın son hali üzerinde 2012 yılının Mart ya da Haziran ayında anlaşılmasını beklediğini söyledi.

Ülkelerin daha fazla entegrasyon için ne kadar istekli olacağı ise krizin ne kadar derinleşeceğine bağlı.

Anlaşmalardaki değişikliğin, AB’nin 27 üyesini birden mi, yoksa yalnızca 17 Euro ülkesini mi etkileyeceği de belirsiz. Bunun ardından ulusal onay süreci başlayacak ve İrlanda’da bir diğer referandum gibi riskleri de göz ardı etmemek gerekiyor.

Floransa’da konuşan Van Rompuy, antlaşmalarda değişikliğe pragmatik yaklaşacağını söyledi. Daha önce de Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Van Rompuy, ‘Nasıl tartışacağımızdan önce neyi tartışacağımıza karar verelim. Antlaşmalarda değişiklik yapmak uzun bir süreç. Mali kriz ise ancak daha hızlı alınan önlemlerle atlatılabilir.’ demişti.

Ekim ayında bir araya gelen Euro Bölgesi liderleri, antlaşmalarda değişikliğin ‘Euro Bölgesi’nde daha fazla uyum, mali disiplini artırma ve ekonomik birliği derinleştirme’ için yapılacağını söylemişti.

İngiltere’nin ise buna karşı çıkması beklenmiyor. İngiltere Maliye Bakanı George Osborne, Euro Bölgesi ülkelerinin mantıklı olanı gerçekleştirip, para birliğinin yanı sıra mali birlik sağlaması gerektiğini söylemişti. Buna karşın İngiltere, AB’den bazı yetkileri geri alınabilir.

İngiltere ve ‘dışarıdaki’ diğer ülkeler için bir umut da AB’nin ortak pazarının Balkan ülkeleri ve Türkiye’yi kapsayacak şekilde genişletilmesi.

Sarkozy de Strazburg’da, ‘Hem Euro Bölgesi’nde federalizm isteyip hem de AB’nin genişletilmesi mümkün değil. Burada zıt bir durum var. Şu anda 27 üyeyiz. Gelecekte Balkanlar’a açılacağımız belli. 32, 33 ya da 34 üyeli olacağız. Sanırım tam bir uyumun, 33, 34, 35 ülkeyle gerçekleşemeyeceğinin herkes farkındadır.’ diye konuşmuştu.

Frédéric Simon

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın