Türkiye’ Arap Baharı’na model ülke olabilir mi?

Rolf Mützenich SPD Milletvekili Ve Partinin Dış İlişkiler Sözcüsü

Türkiye Orta Doğu’da Liderliğe Oynuyor. Peki, Türkiye Aynı Zamanda “Arap Baharı” Ülkelerine Örnek Teşkil Edebilir mi?

Arap dünyasındaki dönüşümlerin ardından herkes “model ülke Türkiye”den bahseder oldu. Bu ilk bakışta oldukça makul görünüyor. Türkler bunu müthiş bir büyüme sergileyen ekonomilerine ve İslami-muhafazakâr Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002’de devreye soktuğu reformlara borçlu. Türkiye demokratik yönetime sahip bir hukuk devleti. Ülke laik bir anayasaya ve kendini kanıtlamış kurumlara sahip. Ayrıca son on yılda ekonomik açıdan oldukça başarılı bir gelişme süreci sergiledi. Ülke nüfusunun yüzde 98’i Müslüman. Türkiye’nin bölgesel güç olarak ortaya çıkışı yadsınamaz bir gerçek.

Ancak her şeye rağmen bir şeyi gözden kaçırmamak lazım: Türk modeli hiç kuşkusuz tarihî bir başarı örneği olsa da başka sistemlere bire bir uygulanabilecek bir model değil. Bu anlamda her ülke kendi yolunu izlemeli.

Yüzyıllarca Osmalı hâkimiyeti altında kalan Arap ülkeleri günümüzde hâlen geçmişin ortak Arap dünyası bilincini taşıyor. Aynı dine mensup olmalarına rağmen Türkler ile Araplar arasında büyük kültürel farklılıklar var. Ancak göze çarpan nokta, yaşanan gelişmelerle birlikte son dönemlerde bölgede -rahatsızlık ve ön yargılar yaratan- oldukça yoğun bir Türk etkisinin olduğudur. Bu durum yine de Erdoğan’ın 2011 yılında yaptığı Mısır, Tunus ve Libya ziyaretlerinin Türk hükûmet lideri adına bir zafer alayına dönüşmesini engelleyemedi. Erdoğan’ın Arap dünyasında bu denli sevilmesinin ardında, İsrail’e ve -2003 yılında Irak savaşı sırasında- ABD’ye karşı takındığı sert tavır yatıyor. Bununla birlikte zamanında İsrail’e kapıları sonuna kadar açanın da yine Erdoğan olduğunu unutmamalı.

Türkiye model olarak sadece hayranlık değil, aynı zamanda bir o kadar da korku uyandırmalı. Bu özellikle, son on yılda Türkiye’deki ordunun rolünün ne denli kısıtlandığını kaygıyla fark etmesi gereken Mısır ordusu için geçerli.

Türkiye, Arap dünyası içerisinde modern bir lider rolü oynama ve -bilinen en kökten dinci yönetimlere sahip- bilindik rakipleri olan Suudi Arabistan ile İran’a alternatif olma adına büyük çaba harcıyor. Türkiye’nin Arap dünyasında yaşanan devrimlerin gölgesinde kendini önemli bir konuma getirmesi kendi ellerinde. Bu anlamda ekonomik çıkarlar da çok önemli bir husus elbette.

Demokrasi, hukuk düzeni, ifade özgürlüğü ve sosyal haklar, Mısır ve diğer Arap ülkelerinin uğruna savaştıkları önemli evrensel değerler. Üstelik söz konusu değerlerin Müslüman, Hristiyan veya başka bir dinin emarelerine gereksinimi yoktur. Kuzey Afrikalılar, diktatör ve zorbaların gidişiyle, bir iyileşmenin, gelişmenin yaşanmadığını fark ederlerse, ortaya İslamcı-muhafazakâr kurtarıcılara yönelme şeklinde bir tehdit çıkar. Avrupa’nın, böyle bir gelişme ve süreç karşısında, Türkiye ile sıkı bir iş birliği içerisinde mücadeleye girişmesi onun yararına olur.

Deutsche Welle-13 Nisan 2012

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın