İKV, Euro krizini masaya yatırdı: Çözüm için tam entegre ve demokratik bir AB şart

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), değişen dünyada Türkiye ve AB ilişkilerinin geleceğine ışık tutmak amacıyla "Ortak Geleceğimizi Konuşmak" temalı bir toplantı düzenledi. TOBB Plaza’da gerçekleştirilen toplantıda, AB politikalarının nasıl şekilleneceği, Türkiye’nin yeni şekillenecek olan politikalarda kendisini nasıl konumlandıracağı ve gelecekte AB üyesi olarak söz konusu politikalara nasıl katkıda bulunacağının analiz edildi.
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), değişen dünyada Türkiye ve AB ilişkilerinin geleceğine ışık tutmak amacıyla "Ortak Geleceğimizi Konuşmak" temalı bir toplantı düzenledi. TOBB Plaza’da gerçekleştirilen toplantıda, AB politikalarının nasıl şekilleneceği, Türkiye’nin yeni şekillenecek olan politikalarda kendisini nasıl konumlandıracağı ve gelecekte AB üyesi olarak söz konusu politikalara nasıl katkıda bulunacağının analiz edildi.

"Ekonomik ve Parasal Birliği Yeniden Yapılandırmak" başlıklı toplantıya, İKV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürü Dirk Verbeken, Rotterdam Erasmus Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fabian Amtenbrink, Atina Ekonomi ve İşletme Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nicholas Baltas, Bruegel Düşünce Kuruluşu’ndan Dr. Zsolt Darvas ve Koç Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Murat Uçer konuşmacı olarak katıldı.
Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu yaptığı açılış konuşmasında, İKV’nin hızla değişen iç ve dış gündem bağlamında, Türkiye ve AB’nin ortak geleceğini belirleyecek önemli konuları ve işbirliği alanlarının ele alındığı " Ortak Geleceğimizi Konuşmak" adlı bir toplantı serisi düzenlendiklerini belirtti. Kabaalioğlu, ABD’de 2008 yılında başlayan krizin entegre olmuş mali sistemler aracılığıyla Avrupa ve diğer ülkelere sıçradığını ve başta Yunanistan olmak üzere çeşitli AB ülkelerinde giderek derinleşen borç krizlerini tetiklediğini anlattı. AB içinde ekonomik ve parasal birliğin denetim amacıyla oluşturulan "İstikrar ve Büyüme Paktı"nın iyi işletilmediğini belirten Kabaalıoğlu, güçlü bir Avro ve parasal birlik sağlamak için uyulması gereken Maastricht kriterlerine de AB içindeki daha zayıf ekonomilerin uyum sağlayamadığını ifade etti.
Kabaalioğlu, krizden çıkış sürecinde ekonomik ve parasal birliğin daha güçlü bir yapıya kavuşturulduğunu ve AB’nin uluslarüstü özelliklerinin artarak daha fedaral bir yapıya doğru ilerlediğini belirtti.

Özel konuk Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Mali İşler Genel Müdürü Dirk Verbeken yaptığı konuşmada, "Biz AB’nin gittikçe genişlemesinden mutluluk duyuyorduk. Birlik kurulduğundan beri hangi sorunların çıkabileceğini düşündük. İstikrar ve büyümeyi hedefledik ve biz burada sorun yaşayacağımızı tahmin edemedik. Fakat yine de iyi gittik," dedi.
AB Parlamentosu’nun daha fazla devreye sokulması ve daha aktif hale getirilmesi gereğinin altını çizen Rotterdam Erasmus Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fabian Amtenbrink ise varolan demokratik boşluğun bir an önce giderilmesi gerektiğini ve yaptırımların daha sert biçimde uygulanmasını vurguladı.
Konuşmacılardan Atina Ekonomi ve İşletme Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nicholas Baltas ise Avro bölgesinde yaşanan kamu borç krizinin ekonomik. parasal ve mali çerçevesinin hala tamamlanmamış olduğunu ve denetim mekanizmalarının zayıfladığını ortaya koyduğunu söyledi. Yeni Avrupa ekonomik yönetişim sistemine duyulan ihtiyacı vurgulayan Baltas, Çek Cumhuriyeti ve İngiltere dışında üzerinde uzlaşmaya varılan mali anlaşmanın ve Avrupa istikrar mekanizmasının Avro bölgesinde ekonomik ve mali koordinasyonu pekiştireceğini. esas amaçlardan ve kriterlerden sapmaları da en aza indireceğini belirtti. Avro bölgesindeki tüm ülkelerin anayasalarına ya da ilgili yasalarına dengeli bütçe kuralını dahil edeceklerini ve bu sayede borç oranlarını Maastricht kriteri olan GSYİH’nın yüzde 60’ına doğru indirmek için gerekli önlemleri yasal bir zorunluluk olarak alacaklarını belirtti. Baltas, Avro bölgesi için, üye devlet bütçelerini denetleyecek ve veto hakkında sahip olacak bir Maliye Bakanlığı oluşturulmasının istikrar açısından önem taşıdığını vurguladı.
Konuşmacıların vurguladığı bir diğer nokta ise Avro’nun Avrupa entegrasyonunun başarısını sembolize ettiği ve Avro alanı ile ekonomik-parasal birliğin devam etmesinin AB açısından vazgeçilmez önemi olduğuydu. Bundan sonra Avro alanı içinde ekonomi politikalarının uyumlaştırılması, bütçe açıklarını ve borçlanma oranlarını denetleyecek mekanizmaların uygulanması ve güçlü bir yönetişim sisteminin kurulmasının gerekliliği vurgulandı. Bu çerçevede alınacak önlemlerin daha derin ve bütünleşmiş bir AB’ye yol açacağı ifade edildi.
Leiden Üniversitesi’nden Prof. Dr. Piet Jan Slot, toplantı sonunda yaptığı değerlendirmede Avrupa’da siyasi kültürün gelişemediğini söyledi. Prof. Dr. Piet Jan Slot konuşmasına şöyle devam etti:

"Avrupa sistemi çok genç bir sistem. Yeni ayağa kalkmaya başlayan bir sistem. Bizim kuramlarımız vardı ancak burada eksik olan bu siyasi kuralları denetleyecek bir siyasi kültürümüz yoktu. Siyasi kültür birbirinden farklıydı. Bütün bunlar ve var olan kuralları uygulayamamak çok da ciddiye alınmayan bir durum ortaya çıkardı. Örneğin biz bu nedenle Yunanistan’ı yakından izleyemedik. Avrupa Birliği Parlamentosu henüz kendini tanıtamadı, rüştünü ispat edemedi."

(http://www.euractiv.com.tr/yazici-sayfasi/article/ikv-euro-krizini-masaya-yatirdi-024374)

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın