Bilgi notu: Güney Kıbrıs ‘ın AB Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası Başkanlığını üstlenmesi hakkında

Kader Sevinç

Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını 1 Ocak 2012’den itibaren  altı aylık süre için üstlenen Danimarka Avrupa Savunma Ajansı’na üye olmadığı için kendisinden sonra AB Dönem Başkanlığını üstlenecek olan Güney Kıbrıs  AB Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası Başkanlığını üstlenmiştir. Güney Kıbrıs’ın tam AB Dönem Başkanlığı’nı dönemi Haziran 2012’de başlayacak. Avrupa Savunma Ajansı (EDA) 2004 yılında “üye ülkeleri ve Avrupa Konseyi’nin Avrupa savunma kapasitelerini kriz yönetimi alanında geliştirme, Avrupa Güvenliği ve Savunma Politikası’nda devam ettirme çabalarında desteklemek amacıyla kuruldu.

Danimarka haricinde bütün Avrupa Birliği üyesi ülkeler EDA’ya katılıyor. 

Danimarka’nın Kıbrıs Büyükelçisi Kristen Geelan, Rum Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Lefkoşa’nın Danimarka’ya dışarıda kaldığı bazı çalışma gruplarında yardım edeceğini söyledi. 

Geelan, “Kıbrıs’ın başkanlığı sırasında Avrupa’yı hareketlendirmeyi başaracağından eminiz” şeklinde bir açıklama yaptı.

EDA üyeleri ve çalışma takvimi hakkında aşağıdaki linkte ayrıntılı bilgiler bulunabilir:

www.eda.europa.eu/Aboutus/Whatwedo

AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ve Türkiye konusuyle ilgili AB Komisyonu’na verilen son soru önergesini ve ayrıntılı bilgi notunu aşağıda bulabilirsiniz.

Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP)  ve Türkiye  Hakkında  Bilgi Notu

Genel

Avrupa’da barış ve istikrarın korunması büyük önem arzetmektedir. Türkiye, Soğuk Savaş yıllarında Avrupa’daki barış ve istikrarın korunmasına katkıda bulunan Avrupalı bir müttefik olarak, İttifak içindeki Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliğini de (AGSK) güçlendireceği anlayışıyla AB içinde geliştirilen Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’nın (AGSP) ve AB Lizbon Antlaşmasının 2009 yılında onaylanmasıyla birlikte AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikasının (OGSP) gelişimini destekleyegelmiştir. Bu Türkiye için stratejik bir karardır. Ülkemiz OGSP’ye sadece AB’ye aday olması nedeniyle değil, bölgesel ve uluslararası barış ve istikrara katma değeri olacak her girişimi desteklemek yönündeki genel yaklaşımı çerçevesinde ve çok yönlü dış politikasının gereği olarak katkıda bulunmaktadır. Türkiye bu desteğini, sözlü beyanların ötesinde AB’nin savunma ve güvenlik alanındaki faaliyetlerine, misyon ve harekatlarına kapsamlı katkıda bulunmak suretiyle fiiliyata da yansıtmıştır.

Öte yandan, Türkiye NATO ile AB arasındaki stratejik işbirliğini de desteklemektedir Ülkemizin bu yaklaşımı, NATO üyeliğinin, AB üyeliği adaylığının ve bunun da ötesinde uluslararası barış ve istikrarı pekiştirme yanlısı politikasının doğal bir sonucudur. Bu çerçevede, Türkiye, bu işbirliğine rehber olacak ilkelerin, karşılıklı destek, tamamlayıcılık ve şeffaflık oluşturması gerektiği kanaatindedir ve iki örgüt arasındaki işbirliğinin 2002-2003 yıllarında NATO ile AB arasında mutabık kalınan çerçeve anlaşmaya uygun olarak geliştirilmesi çabalarına iştirak etmektedir.

Geri Plan

 

Türkiye’nin katkıları ilk dönemlerde ülkemizin Batı Avrupa Birliği’ndeki kazanılmış hakları ve statüsü zemininde yapılmıştır. Bu çabalar Aralık 2001 tarihinde Ankara Belgesi’nin imzalanmasıyla meyvelerini vermiştir. Türkiye, İngiltere ve ABD tarafından müzakere edilen sözkonusu belge AB üyesi olmayan Avrupalı müttefiklerin AGSP’ne katılımını düzenlenmekteydi. Ankara Belgesi, 24-25 Ekim 2002 tarihlerinde yapılan Brüksel Zirvesi’nde AB Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından onaylanmıştır. “AGSP: AB Üyesi Olmayan Avrupalı Müttefiklerin Müdahil Olmaları Hakkındaki Nice Hükümlerinin Uygulaması” başlıklı (ve kısaca Nice Uygulama Belgesi olarak adlandırılan) bu yeni belge, Kuzey Atlantik Konseyi’nin (KAK) 13 Aralık 2002 tarihli Kararı ile 16 Aralık 2002 tarihli NATO-AB Ortak Bildirisiyle birlikte iki teşkilat arasındaki işbirliğinin çerçevesini oluşturmaktadır. Bu çerçeve 2003 yılında NATO Genel Sekreteri ve AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası Genel Sekreteri/Yüksek Temsilcisi arasında yapılan mektup teatisi ile resmileştirilmiştir.

Türkiye, Avrupa güvenliği ve savunması hakkında her iki örgüt arasında bir stratejik ortaklık tesis edilmesini memnuniyetle karşılamıştır. Güvenliğin bölünmezliği ilkesine dayanan bu stratejik ortaklık, mevcut risk ve tehditlere karşı ortak mücadelenin daha etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamaktadır.Türkiye,ABüyesi olmayan Avrupalı müttefiklerin OGSP’ye katılımını düzenleyen Nice Uygulama Belgesi’nin hükümlerinin hayata geçirilmesi ve bu müttefiklerin katkıda bulundukları AB misyon ve harekatlarının kararalmasüreçlerine daha etkin şekilde dahil edilmeleri hususunda AB’ye sorumluluk düştüğüne inanmaktadır.

2004 yılında gerçekleştirilen NATO İstanbul Zirvesi NATO-AB operasyonel işbirliğinin yeni bir adım daha atmasına tanık olmuştur. İstanbul Zirvesi’nde NATO, Bosna-Hersek’teki mevcudiyetini muhafaza etmek kaydıyla, burada yürüttüğü İstikrar Gücü Harekatı’nı (SFOR) bitirme yönündeki kararını açıklamıştır. NATO’nun bu kararından sonra, AB’nin Berlin (+) düzenlemeleri temelinde NATO imkan ve yeteneklerine başvurularak Bosna-Hersek’te AB öncülüğünde “Althea” harekatı başlatılmıştır. AB’nin öncülüğündeki bu harekat, AB’nin NATO imkan ve yeteneklerine başvurmasını sağlayan (veBerlin(+) düzenlemeleri olarak bilinen) NATO-AB düzenlemeleri için başarılı bir sınav olmuştur.

Ancak, Nice Uygulama Belgesinde kayıtlı hükümler bugüne değin tam anlamıyla uygulamaya geçirilememiştir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), 2004’te AB’ye üye olmasıyla birlikte, zaman zaman Yunanistan’ın da desteğiyle, OGSP’ye daha fazla dahil olma yönündeki çabalarımızı engellemeye başlamıştır. Bu bağlamda Avrupa Savunma Ajansı ile işbirliğine girmemiz ve AB ile bilgi güvenliğine dair bir anlaşma imzalamamız GKRY tarafından engellemiştir. Ülkemiz, bu konudaki beklentilerini sık sık ve her düzeyde gerek müttefiklerine, gerek AB üyesi ülkelere iletmiştir. Bundan sonraki süreçte AB’nin ülkemizin endişelerin karşılanması ve taahhütlerin yerine getirilmesi için somut adımlar atması gerekmektedir.

NATO-AB stratejik işbirliği 2010 Kasım ayında Lizbon’da gerçekleştirilen NATO Zirvesinin de önemli konularından birini teşkil etmiştir. Zirvedekabuledilen Stratejik Konsept belgesinde konuya ilişkin hassasiyet ve beklentilerimizi dikkate alan yazımlar üzerinde anlaşmaya varılabilmiştir. Stratejik Konsept belgesinde yer verilen “iki örgüt arasındaki stratejik ortaklık için Türkiye gibi AB üyesi olmayan NATO ülkelerinin AB’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikasına tam katılımının elzem olduğu” ifadesi şimdiye kadar bu tür üst düzey NATO belgelerindekabuledilen en güçlü yazımı teşkil etmiştir. Ayrıca, iki örgüt arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi zımnen belli koşulların yerine getirilmesine bağlanmıştır. Diğer yandan, mutabık kalınan belgelerde, Türkiye’nin yoğun çabaları sonucunda 2002-2003 yıllarındakabuledilen NATO-AB stratejik ortaklığının uzlaşılmış çerçevesinin de geçerliliği teyit edilmiştir.

Avrupa Savunma Ajansı (EDA)

 

EDA’nın kökeni, NATO’dan Batı Avrupa Birliği’ne (BAB) transfer edilen ve esasen NATO Komiteleri olan EuroGroup ve Bağımsız Avrupa Program Grubuna (Independent European Programme Group-IEPG) dayanmaktadır. NATO üyeliğinden kaynaklanan kazanılmış haklarından ötürü Türkiye, BAB’a ortak üye olmasına rağmen, BAB içinde yeralan Batı Avrupa Silahlanma Örgütü (WEAO) ve Grubu’na (WEAG) tam üye statüsüyle katılmaktaydı.

2004 yılı sonunda Brüksel’de yapılan Batı Avrupa Silahlanma Grubu (WEAG) Savunma Bakanları toplantısında, WEAG’ın Haziran 2005 tarihinde kapatılması ve görevlerinin AB içinde yeni kurulan Avrupa Savunma Ajansı’na (EDA) devredilmesi yönünde karar alınmıştır.

AB’ye üye olmadan EDA’ya tam üye haklarıyla katılamayacağımızın bilinmesine rağmen, ülkemiz ve EDA arasında işbirliği düzenlemeleri teşkil edileceğine dair AB taahhüdü çerçevesinde WEAG/WEAO’nun kapatılması kararı tarafımızdan da onaylanmış, sözkonusu AB taahhüdü genel hatlarıyla EDA’yı kuran Ortak Eylem Belgesi’nde de kayıt altına alınmıştır.

Öte yandan, Türkiye ile EDA arasındaki ilişkilerin zeminini oluşturacak İdari Düzenleme Belgesi mektup teatisiyle yürürlüğe girme aşamasına gelmiş (bu konuda ülkemizle benzer konumda bulunan Norveç için hazırlanan belgeyle birlikte), ancak 14 Nisan 2005 günü Brüksel’de yapılan AB’nin teknik düzeydeki toplantısında GKRY, “siyasi mülahazalarla” olduğunu vurgulamak suretiyle Türkiye’ye ilişkin düzenlemenin kabulünü engellemiştir. Norveç’e ilişkin düzenlemeler ise onaylanmıştır.

Türkiye’nin Avrupa Savunma Ajansıyla ilişkilerini tesis edecek İdari Düzenlemeler Belgesinin onaylanması, Avrupa savunma yeteneklerinin geliştirilmesine katkı yapılabilmesine yardımcı olacaktır. AB’nin biran evvel bu konudaki taahhüdünü yerine getirmesi ahde vefa ilkesinin gereği olduğu kadar aynı zamanda özellikle yetenek geliştirme alanında NATO ile AB arasında sağlıklı bir işbirliği açısından elzemdir. (T.C. Dışişleri Bakanlığı)

Konu ile ilgili AB Komisyonu’na yöneltilen yazılı soru önergesi:

Question for written answer to the Commission

Maria Eleni Koppa (S&D)

Subject:       VP/HR – Freezing by Turkey of cooperation on defence and security issuesAccording to an article in the Turkish newspaper Vatan (14 December 2011), from 1 January 2012, Turkey intends to freeze its relations with the European Union (EU) on defence and security issues. This is due to the inability of the Danish Presidency to undertake responsibility for these matters, which, as a result, will pass to the next Presidency, which will be held by the Republic of Cyprus.Since Turkey, which is a candidate for accession, has expressed, publicly and at the highest level, its intention completely to freeze its relations with the EU during the Cypriot Presidency, will the High Representative comment on the position that the Union will be taking on this negative development?Also, in the light of the fact that this year’s Progress Report by the Commission records a decrease in alignment of Turkish foreign policy with the CFSP, does the High Representative intend to take the necessary steps?Finally, does she believe that the stance taken by Turkey will give rise to security problems for the EU and, if so, to what extent? Are the European missions in which Turkey takes part affected – for example, EUFOR ALTHEA in Bosnia and Herzegovina or EULEX in Kosovo?

[cm_simple_form id=2]
Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın